Yurttaki çok sevgili(!) oda arkadaşlarıma veda edip 2 kişilik odama geçişimi kutlamak amacıyla birkaç şey çiziktirmek istedim.
Öncelikle "Mythos'tan Logos'a geçiş"te kastettiğim olay mitolojik düşünceden mantıksal düşünmeye, yani olayı olayla açıklama eylemine geçiştir. İlk filozoflardan kabul ettiğimiz Thales'in yaptığı iş budur kısaca. Benim bahsedeceğim olay bu mantıksallığa geçerken insanların hala nasıl tökezleyebildiğidir.
Birkaç hafta önce oda arkadaşlarımdan biri heyecanla elinde yıkadığı mübarek bardaklarla odaya girip "Baykuşun manası nedir?" diye bi soru sordu. "Bilgelik." diye cevap verdim fakat tatmin olmadı. Diğer arkadaşlarına doğru dönüp "Yaa ben hatırlıyorum baykuşun anlamı kötü bir şeydi internetten baksana bi." dedi. Baktı mal mal bakıyoruz ona doğru "Ya bulaşıkları yıkarken süngeri bi sıktım köpük baykuş şeklini aldı kötü bişi olmasııın......"
Yani ne diyebilirsin ki şimdi? Hayır öyle gerizekalı insanlar da değiller ama zihniyet yorumsuz.. Zaten bütün muhabbetleri "erkekler, kim kimle çıkıyor ve Taksim"den ibaret. Abartmıyorum, gerçekten öyle. Arada sırada böyle bilimsel konuşmalar da geçebiliyor tabi: Falcılar, hocalar, eciş bücüş vs.
Bu sadece küçük bir örnek. Kabile kültürlerindeki gibi 2 bağımsız olay peşpeşe gerçekleştiğinde mutlaka bi bağlantı kurma ihtiyacı hissediyo insanlar. Binlerce yıl önce bi kadın düşük yaptığında ve o yıl kuraklık olduğunda kadını cezalandıran zihniyetle şimdiki arasında pek bir fark yok.
Özellikle son zamanlarda moda olan "evrene mesaj gönderme" zımbırtısı da az çok bu meseleyle alakalı diye düşünüyorum. Ki ben nedenselliğe taptığım halde zaman zaman yanılgılar içerisine düşmüyor değilim. Halen daha "şans" olgusunu belli bir nedene bağlayabilmiş değilim çünkü..
Bu tarz zayıf noktaları iyi bilen insanlar da batıl inançların ve burçların yeterince ekmeğini yediler zaten. Yıl olmuş bilmemkaç muhabbetine girmeyeceğim ama "bilimsel bilgi" sözcüğünün hakkını vermenin vakti geldi bence.
Portakal Tanrısı hepinizi korusun!
23 Ocak 2013 Çarşamba
22 Ocak 2013 Salı
3 Ocak 2013 Perşembe
Sevgilimle nasıl seviştim.
Bütün ayrıntıları bu kitabımda anlattım, keyifle okumanız temennisiyle.. Hazır siz okumakla meşgulken ben de rahatlıkla dünyayı kurtarmaya gidebilirim...
28 Aralık 2012 Cuma
Ufak değişikliklerin vakti gelmişti artık. Günlük yaşantımda bile bir şeyler aynılaşmaya başladıkça onları değiştirme hissi duyarım hep. Tırnağımdaki oje bile genelde günlük değişir; çok süslü biri olduğumdan veya kıyafetime uydurma derdinden değil, hoşuma gidiyor yalnızca..
Hoş olmadı mı ama hı?
Şindi felsefeyle alakalı arkadaşlara ufak bir sorum olacak. Halen daha blogumu takan birileri varsa ve konu hakkında bilgileri varsa beni aydınlatsınlar efenim.
Parmenides hangi gerekçeyle hiçliğin olamayacağını söylüyor? Neden varlıkta da hiçlik yok? Neden boşluk yok?
3 farklı soru gibi gözüküyor ama değil efenim, hiç değil. Biri beni aydınlatsın....
Hoş olmadı mı ama hı?
Şindi felsefeyle alakalı arkadaşlara ufak bir sorum olacak. Halen daha blogumu takan birileri varsa ve konu hakkında bilgileri varsa beni aydınlatsınlar efenim.
Parmenides hangi gerekçeyle hiçliğin olamayacağını söylüyor? Neden varlıkta da hiçlik yok? Neden boşluk yok?
3 farklı soru gibi gözüküyor ama değil efenim, hiç değil. Biri beni aydınlatsın....
27 Aralık 2012 Perşembe
Neredeyse yarım yıl geçmiş, yıllanmışız azizim..
Küçükken hep seçilmiş kişi olmak istemişimdir. Hani olur ya çizgifilmlerde seçilmiş kişi veya kişiler olur, maceradan maceraya atılınır; çoğul olunca sıkı dostluklar kurulur, sonra hep iyiler kazanır falan.. Büyüyünce ne olacaksın denildiğinde aklıma direk o karakterler gibi olmak gelirdi. Kahraman değil yanlış anlaşılmasın benim kastım bambaşka. Ne bileyim..
Gerçi daha kendi yaşamımda bile başrol ben olmuyorum bazen. Hayatıma giren insanların karakterleri benimkinden baskın, kaptırıveriyorum kendimi genellikle.. İleriye bakmaya çalıştığımda gözümün önüne elime aldığım bir meslekten ziyade kendimi çok acayip işler yapan biri olarak görüyorum. Tabi bunların arasında dünyayı kurtarmak falan yok. İnsanlardan gün geçtikçe soğuyorum, daha doğrusu onlar soğutuyorlar kendilerini, bunları mı kurtaracağım ben? Eciş ile bücüş yer onları işalla.
Neyse buralara uğramayalı asırlar olmuş. Bu sıralarda ben üniversiteli oldum hatta finallerim yaklaştı ehe. Genellikle göçebe hayatı yaşıyorum fakat en sık uğradığım mekan yurt maalesef. Tabi yurt maceralarımı buraya yazıp kimsenin ciğerini kanser etmeye çalışmayacağım. Şu an bile oda arkadaşlarımı(!) boğazlamayı düşünmüyor değilim çünkü :)
Bölümüm itibariyle arada felsefik şeyler de karalarım buraya, yaşadığım aydınlanmalardan bahsederim canım isterse, hatta iyi bir çocuk olursanız size Hergele'de çay bile ısmarlayabilirim :)
Zeus sizi korusun!
Gerçi daha kendi yaşamımda bile başrol ben olmuyorum bazen. Hayatıma giren insanların karakterleri benimkinden baskın, kaptırıveriyorum kendimi genellikle.. İleriye bakmaya çalıştığımda gözümün önüne elime aldığım bir meslekten ziyade kendimi çok acayip işler yapan biri olarak görüyorum. Tabi bunların arasında dünyayı kurtarmak falan yok. İnsanlardan gün geçtikçe soğuyorum, daha doğrusu onlar soğutuyorlar kendilerini, bunları mı kurtaracağım ben? Eciş ile bücüş yer onları işalla.
Neyse buralara uğramayalı asırlar olmuş. Bu sıralarda ben üniversiteli oldum hatta finallerim yaklaştı ehe. Genellikle göçebe hayatı yaşıyorum fakat en sık uğradığım mekan yurt maalesef. Tabi yurt maceralarımı buraya yazıp kimsenin ciğerini kanser etmeye çalışmayacağım. Şu an bile oda arkadaşlarımı(!) boğazlamayı düşünmüyor değilim çünkü :)
Bölümüm itibariyle arada felsefik şeyler de karalarım buraya, yaşadığım aydınlanmalardan bahsederim canım isterse, hatta iyi bir çocuk olursanız size Hergele'de çay bile ısmarlayabilirim :)
Zeus sizi korusun!
4 Haziran 2012 Pazartesi

*Şu dünyada asla aramın düzelmeyeceği ve varlığının gereksiz olduğunu daima savuacağımdan emin olduğum tek hayvan sineklerdir. En en nefret ettiğim şeylerdir kendileri.
Hazır havalar da ısınmışken bu yokolasıca mendeburlar vız bız dolanmaya başlamadan ben şu böcükyiyen bitkilerden almayı planlıyorum. Türkiye'de nerede bulabilirim ki hmm..
*Yalnızca yeryatağı, laptop, minik bir buzdolabı+mini ocağı bi de masası olan bir öğrenci evi istiyorum. Ev arkadaşı için mini ayrı odası olabilir olmadı perde çekeriz araya. Çok mu şey istiyorum?(Sen hele bi üni kazan da..)
Ha bi de tuvaleti unuttuk yahu..
*Hazır üni demişken derslerden sorumlu kalmadan geçmek için ortalamanın kaç olması lazım? Analtik 23ten 0 geliyor da :')))) Millet 44ü 45 yapmaya uğraşır benim uğraştığım işlere bak..
*Bir de ben öyle bir sakarım ki ayağımın kaymasıyla o ayağı alır mermerin en sivri yerine geçirir ve başparmağımın ayağımla buluştuğu yeri yararım çok pis. Hala kanıyo biç nasıl vurduysam.
Birkaç sene önce teyzemin işyerindeyken yan odada kitaplarını filan kurcalıyordum. Diğer odada ise bir kadın derdini anlatıyordu teyzeme.
Çaktırmadan-çok ayıp!- dinliyordum tabi. Bir ara muhabbet kadının evliliğine gelmişti
"Muhammedimi" diyordu "hiç sevemedim." "Kocam bile diyemediğim kişiden tecavüzle çıktı o."
Başta yanlış duydum sandım, bi insanın kocası nasıl karısına tecavüz edebilir ki yani kocan yani hayret bişi tecavüz sayılmaz ki bi kere oo...
"Ama" diye devam etti, "Emirimi gerçekten istedim, evliliğimi kurtarmak için ona ihtiyacım vardı ve çok şükür Allahım onu bana nasib etti." Sonra yine bir "Ama"
"Ama bunun böyle devam etmesini istemiyorum. Bu hamileliği önleyici şeylerden taktırsam anlaşılmaz değil mi?"
O gün olayı tam kavrayamamıştım ama kadının her "Ama"sıda nasıl irkildiğimi hatırlıyorum.
Sonra muhabbet kaynanaya, zorla kapanmasına kadar uzamıştı işte.
Aslında bu konuda bir şey yazmak istemiyordum ama nedense bu olay aklıma geldi birden, yazmak istedim.
Kimse demiyor ki herkes işini görsün kadın hamile kalsın ve paşa gönlü istemediği için karnındaki hücreyığınının geleceğini söküp atsın. Siz yapın yapın olan çocuğa olsun zihniyetine en içten küfürlerimi yolluyorum buradan.
Bazı şeylerin farkına varmak lazım, bilinçlenmek gibi, birilerine söz hakkı tanımak gibi. Burada anlatılanla benim bahsettiğim olayın kesiştiği yerlerin farkına varmak lazım.
Hiçkimse kürtaj kararını kolay bir şekilde vermez. Eroinle Dans diye bi kitap var bilen vardır belki. Kitabı pek sevmemiştim ama beni etkileyen tek bir yer vardı, oradaki bağımlı kızın karnındaki bebeği aldırdıktan sonraki durumu. O yüzden beleşe konuşmak kolay da bir de bunları da görmek lazım.
Daha çok şey yazmak istiyorum aslında da herkes bloglarda aynı konuyu görmekten yeterince sıkıldı zaten. Ki bizi dinleyen de olmadığı için çok da uğraşmaya gerek yok.
Bu konuda karşıt görüşte olan varsa lütfen yazmasın, normalde tartışmayı seven biriyim ama böyle konularda fazla sakin kalamıyorum. Bu seferki adanam da fazla acı oldu :) Teşekkürler, teşekkürler...
Çaktırmadan-çok ayıp!- dinliyordum tabi. Bir ara muhabbet kadının evliliğine gelmişti
"Muhammedimi" diyordu "hiç sevemedim." "Kocam bile diyemediğim kişiden tecavüzle çıktı o."
Başta yanlış duydum sandım, bi insanın kocası nasıl karısına tecavüz edebilir ki yani kocan yani hayret bişi tecavüz sayılmaz ki bi kere oo...
"Ama" diye devam etti, "Emirimi gerçekten istedim, evliliğimi kurtarmak için ona ihtiyacım vardı ve çok şükür Allahım onu bana nasib etti." Sonra yine bir "Ama"
"Ama bunun böyle devam etmesini istemiyorum. Bu hamileliği önleyici şeylerden taktırsam anlaşılmaz değil mi?"
O gün olayı tam kavrayamamıştım ama kadının her "Ama"sıda nasıl irkildiğimi hatırlıyorum.
Sonra muhabbet kaynanaya, zorla kapanmasına kadar uzamıştı işte.
Aslında bu konuda bir şey yazmak istemiyordum ama nedense bu olay aklıma geldi birden, yazmak istedim.
Kimse demiyor ki herkes işini görsün kadın hamile kalsın ve paşa gönlü istemediği için karnındaki hücreyığınının geleceğini söküp atsın. Siz yapın yapın olan çocuğa olsun zihniyetine en içten küfürlerimi yolluyorum buradan.
Bazı şeylerin farkına varmak lazım, bilinçlenmek gibi, birilerine söz hakkı tanımak gibi. Burada anlatılanla benim bahsettiğim olayın kesiştiği yerlerin farkına varmak lazım.
Hiçkimse kürtaj kararını kolay bir şekilde vermez. Eroinle Dans diye bi kitap var bilen vardır belki. Kitabı pek sevmemiştim ama beni etkileyen tek bir yer vardı, oradaki bağımlı kızın karnındaki bebeği aldırdıktan sonraki durumu. O yüzden beleşe konuşmak kolay da bir de bunları da görmek lazım.
Daha çok şey yazmak istiyorum aslında da herkes bloglarda aynı konuyu görmekten yeterince sıkıldı zaten. Ki bizi dinleyen de olmadığı için çok da uğraşmaya gerek yok.
Bu konuda karşıt görüşte olan varsa lütfen yazmasın, normalde tartışmayı seven biriyim ama böyle konularda fazla sakin kalamıyorum. Bu seferki adanam da fazla acı oldu :) Teşekkürler, teşekkürler...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
