Sayfalar

10 Aralık 2011 Cumartesi

Sıkıntımı paylaştırıcı gereksiz bir yazı. Baştan uyardım bak.

Hayatımda o kadar heyecanlı şeyler oluyor ki buraya yazmadan edemem. Gerçekten kıskanılası bir hayat yaşıyorum bak. Bi anım da aksiyonsuz geçemez mi yahu? Bak anlatıyorum bak:
-Bir saat kadar önce bi temizlik yapmışım, hele o tuvaletleri bi temizlemişim yani bal dök sıç o derece. O kirlerle nasıl bir savaş verdim ne aksiyonlar yaşadım anlatamam. Gerçekten çok heyecanlıydı!
-Ondan sonra yorgun argın ders çalışamam şimdi bu halde diyip Sims3 oynadım. Ve anladım ki ben erkek olmamalıymışım valla çok çapkın olurdum ha. Tabi temellendirmem sims olduğu için çok da takılmayınız.
-Bi blogda herifin teki kadınlar salaktır şöyledir böyledir saymış etmiş. Feministler ayrı salak bunlar ayrı kimse kusura bakmasın. Dar görüşlülüktür bu bana göre ya da "bana tekmeyi koyan xxi hala unutamadım" demektir. Tabi bir de kadınlara has ve erkeklere has özellikler de var ama ben Üstün Dökmen'in yönetimi öneriyorum size; kızınıza araba oğlunuza bebek alın, büyüdüklerinde izleyin cümbüşü. Sosyoloji öğretmenimizin heykelini dikesim  geliyor kadın konuştukça. Bu maddeye çok tepki alacağım kesin.
-Rusça öğrenmeye başladım bir de. Alfabede zorlanmadım ama telafuz çok acayip ya böyle kelimeleri çiğneyip söylüyormuşsun gibi oluyor. Bakalım nasıl olacak. 5 insan olarak hayata atılacağım nabeer.
-M.A.L. da Steins Gate'i 3. sırada görünce dudağım uçukladı! Ne ara geldin sen oraya oloom! Bi an önce izlemeliyim ben seni.
-Lisan insan demişken arkadaşın teki Dünyayı geziyo resmen ben hala toiletta savaşları yapıyorum. Beni de götürün Hollanda'lara!!
-Şimdi düşündüm de niye Rusça öğrenme hevesi oldu ki birden? Origa dinledim gaza mı geldim? İngilizce'yi niye seviyorum diye sorarsam aynadaki şüpheci aksime; Nightwish'in sözlerini anlayabilmek için derdim şimdiki aklımla. Mesela R+ seven arkideş "sizin için Almanca öğreniyorum!" demişti onlara. Ama duymadıkları için çok da sıkıntı yoktu. Zira benim Bist du bleistift? esprimi duymalarını istemezdim ben, onlar da duymak istemez.
-Dışarı çıkarken beremi almayı unutmuşum, kulaklarımı hala hissetmiyorum. Gökyüzünü kapatmanı geçtim ayakkabımın bağcığının rengini bile seçemiyorum senin yüzünden sis.
-Şimdi de ygs için ona çalışmaya devam edeyim ben. Ehe.

8 Aralık 2011 Perşembe



-Şeyda'ya söyle de yarın ip getirsin.

-Yanımda ip var zaten yapalım mı şimdi?
-???
-Tamam bundan sonraki teneffüs hallederiz.
-İp mi? Napıcaksınız ki onla?
-Operasyon..
-Ne operasyonu? Söylesenize adam gibi yaa!
-Ya kızım işte yapıcaz bişeyler anlasanaa!
-Ne yapıcaksınız?
-Erkeklerde olması gereken kızlarda da olan ama istenmeyen bişeyi yokedicez of!
-Ohaa iple nasıl olacak ki o?
-Ya hani geçen sana da gösterdim ya ipi doluyosun böyle elini oynatıyosun falan...
-Enee ben onu oyun sandıydım...


Çenemi bi tutamam ki.. Oyun sanmıştım gerçekten de...

3 Aralık 2011 Cumartesi

karalamamsılar.



Tarih defterimin arasında buldum, derste yaptığım birkaç karalama.
Kameradan dolayı uzay mekiği gibi çıkmış kafalar... o__O

Edit:Hazır resimden konu açmışken eski çizimlerime bakayım dedimdi, bu resmi hala bleach sevebilen ry'e armağan ediyorum, bunu haketti :o
kalpiçi rukia yazısına aldırmayınız

2 Aralık 2011 Cuma

Politikaya ufaktan giriş

Acaba benden politikacı olur mu? şeklindeki sorumu sorup korku dolu bakışlarınızı yakaladıktan sonra; özellikle tarih dersinde izlediğimiz 1. ve 2. Dünya Savaşlarıyla ilgili belgeseller sayesinde çevremdeki politik tartışmalar bayağı şiddetlendi. Yakında birbirlerini taşlayıp darbe yapmaya kalkanlar çıkacak diye korkuyorum, zira çok çabuk gaza geliyorlar.
Neyse kısaöz girişten sonra ülkelerin diğer ülkeler hakkındaki önyargılarını sunuyorum. Şurdan şeettir.

20 Kasım 2011 Pazar

Pişmanım!

O şampuanları saç kremlerini almasaydım
Kuaföre onca parayı bayılmak yerine işimi evimde halletseydim(kesim-fön-makyajdan bahsediyorum tabi öhöm)
Ve tabi makyaj temizleme mendilini de almam gerekmeyecekti öyle yapsaydım~
Kardeşimin mp4 ünün kablolarını daha nazik çekseydim(valla hayırlı bi iş için)
O dandik telefonu almak için acele etmeseydim
Ve şuan aklıma gelmeyen diğer nedenleri de katarsaaaaak...
Nerdeyse 200 küsür param olacaktı. Çok zengin olacaktım laaan! Çoook pişmanım!

Nöt:Mp4 için hala umut var <3

19 Kasım 2011 Cumartesi

Çok ergenik hareketler bunlar.

Canım sıkılıyoaoaoao... Şeklinde Fıratvari bi girişten sonra.. Diyecek hiç bir şey yok aslında.
Canım sıkılıyo.
Durduk yere bunalımlara giriyorum etrafımdakilere çatıyorum.
Sonra onlar bana çatıyo.
Sonra elele verip dünyayı kurtarıyöz. Şaka şaka ele geçiriyoruz.
Yegeseye giricez adam gibi ders çalışamıyorum.
Hocalarım benden şikayetçi. Cam falan kırmadım ama litfen.
Sınavlarım kötümsü geçiyo.... -Okul ortalaması önemli napalım.-
Sonracıma internetim yok haftasonu ödev yapıcam diye açtırdım. -Harbici yapıyorum ama-
Bi de günlük tutmaya başladım. 2 sayfadan fazla yazamadım onu bile yapamıyorum adam gibi. Peeh..
Deprem haberleri canımızı yeterince sıkıyor iken Japon doktorun ölüm haberini okuyunca oturdum ağladım böyle hüngür hüngür. O kadar üzüldüm, o kadar utandım.. Neyse ondan bahsedip yazının can sıkıcılığını artırmayayım.
İyi haber de var tabi ki Tolstoy'un Diriliş kitabını 5 kağıda aldım resmen çok mutluyum lan. -500 küsür sayfa, boru değil gülüm-
Nodame Cantabile izledim ve size kocaman ~mukyaaa~ diyorum. En kısa zamanda keman ve piano dersleri almayı planlıyorum. Uzunca bi süre de planlama aşamasında kalabilir de tabi.
Bi de ben bi olayı yazacaktım ama çok da önemli değil gerçi. Zaten kayda değer şeyler kaydetmiyorum ki bloga. Atıştırmalık yazıcıklar.
Thrown to the Sun dinleyin, dinlettirin. kalp.
Hıı bi de "Ölmeden önce yapacaklarım" listesi yapma akımına ben de katıldım azıcık geç de olsa. 20. maddede tıkandım ama fikir istiyorum *-*
Şimdilik bu kadar.

8 Kasım 2011 Salı

Yıllık telaşlıkları işte.

İddaa ediyorum dünyanın en mal idarecilerine sahibiz. Gerçekten bak.
Bi kere 3 sene boyunca yüzümüze baktıkları yoktu resmen, hatta canları sıkıldıkça sinirlerini bizden çıkardılar, kafalarına göre kural lar uyduruklatıp koydular bilmem ne.. Son sınıf olunca gözlerine sermaye gibi gözüktük sanırım. Bi iyi davranmalar bi cicişler falan.
Yıllık için toplu resim gerek: hop deniz kenarına! Kendi arkadaşlarınla gezince iyi güzel hoş da ben sıkıntıdan patladım. Tek iyi yanı balık falan yedik deniz gördük güzeldi işte. Ha toplu resim çekimini kaçırdık o da ayrı mesele...... (birlikte takılacağın tayfayı iyi seçmek gerek...)
Dün de kişiye özel çekimler yapıldı. Randevu olarak ayarlamışlar ve sivri zekalar bayram gününe koydular beni. Bana kalırsa yine onca süse püse gerek yok fotoşokla hallederdik ama çevrendeki o telaşı görüp sakin kalmak elde değil kii!! Koştur kuaföre son anda kapatılmadan yetiş saçı kestir fön çek makyajdı bilmem neydi paraları bayıl. Oysa ben saçımı teyzeme kestirir, evde düzleştirir, bi kalem bi rujlada makyajımsı şeyimi hallederdim. Yılbaşı ağacına da dönmezdim. Çok pişmanım lan.
Stüdyoya da koştur koştur gittik çekildik falan o da bok gibiydi. Direk falan tutturup çekmeler.. Hop noluyoz da diyemiyosun. ağzını kapatıyosun adam güldürmeye çalışıyo falan, eliyle 5 yapıp bu kaç diyo beş diyosun çekiyo filan..
Eve gelirken de makyaj temizleme mendillerine para bayılmak zorunda kaldım beni o halde görüp korkmasınlar diye...
Bayram harçlıklarımın yarısından fazlası gitti resmen..
Çok pişmanım çoook...

Ha bi de bayram hediyem internet. ehe ehe.

.

asdfg.

30 Ekim 2011 Pazar

Gitmek veya kalmak. Bütün mesele bunlardan ibaret değil işte!

Pumpkin bayramı Halloween geldi ve ben elimde test kitapları paçoz bi halde ortalıkta dolaşıyorum. Peeeh..
Çok olaylar oldu, üzücü olaylar da oldu, aslında hepsi üzücüydü ya neyse işte. İnternetim belki de ben üniversite kazanana kadar gelmeyeceği için ne bloglara bakacağım ne buraya yazı yazacağım.. Yokluğum çok farkedilmiştir eminim <3 İşalla en kısa zamanda affedilirim üst kurum tarafından. Neyse efenim bilimum bayramlarınız kutlu olsun e mi.

Hıı ben gene onca yasağa karşın boş durmadım animemi de izledim kitabımı da okudum. Hemen listeliyorum:
-Ghost in the Shell tv serileri ve filmleri: Ben bayıldım! Filmleri Matrix çakması biraz ve animedeki bazı sahneler Matrix filminden yürütme olsa da ben Matrix'den daha çok sevdim ehe ehe.
-Tegami Bachi: Arkadaş önerisiyle izledim; sevmedim.
-Muteki Kanban Musume: Yine arkadaş önerisi. Sevdim ama komikti, hoştu falan.
-Baka to Test: Başlarda güzel güldürüyordu ama sonradan sıktı iyice. 2. sezonunu izlemem heralde.
-Haibane Renmei: İyi ki daha önce izlememişim. Yoksa değerini bilemezdim bu animenin.
Listeye yazmıyorum ama Shinrei Tantei Yakumo ve Jigoku Shoujo: Futakomori sınav haftasından çıktığımızda bitecek. Ayrıcana Otome Youkai Zakuro(böyle mi yazılıyordu?) 'dan uzak durun derim.
Kitaplar da On Küçük Zenci, Sergüzeşt, Hacı Murat. Bunları açıklamama gerek yok herkes biliyordur zaten :D
Şimdilik(veya birkaç aylık) hoşçakalın~

1 Ekim 2011 Cumartesi

Temizlik...

Güzel bi iş oluş hareket.. İyi bir şeydir işte. Böyle etraf pırıl pırıl olur mutlu olursun, dağınıkken daha rahat bulduğun şeyi oda temizlenince bütün odayı dolaşarak ararsın bu yüzden fazla kilolarından da kurtulursun. Faydası çok yani.
Ama bir de şöyle bi durum var ki ben ne kadar pek titiz biri olmasam da temizliğe başladığım anda zincirleme temizlik oluşuyor evde. Beni boş bırakmamak lazım o yüzden. Sıkılınca bi anda "Oha lan kitaplar ne kadar dağılmış.." dediğim anda bikaç saat sonra beni balkonu yıkarken görebilirsiniz, öyle bi zincir bu. Ayrıntılara girmek istemiyorum, hayır...
Bugün de tahmin edildiği gibi temizlik denen o güzel olaya başladık ve boyum kadar poşete atılacakları koydum. Tam 3 saat sürdü benim sadece "kitaplığı" düzene sokmam. Ve o da ne? Annem benim binbir emek ayıkladığım kağıdı kitabı "Belki lazım olur" diye çıakrmasın mı? Çığlıklar atıp kafamı duvara vurmak istedim o an. Yaahu kadın! Benim 1. sınıftan beri hiç bi işime yaramayan kitap sobaya atmaktan başka ne işe yarayacak?! Ya da yanlışlıkla aldığım mebin verdiği kimya kitabını kardeşim ilerde napsın?! Onunla uçak bile yapamaz! Aylarca hatta yıllarca dolap bekleyen kağıt parçaları kıymete bindi bi anda..  Ağzına kadar dolu koca poşetin yarısından fazlası eski yerlerine geri döndü işte kısaca. Yarın içime sinmeyenleri gizlice atayım ben. Teker teker daha iyi, toptan atmaya kalkışınca "ilerde lazım olur" engeline takılıyoruz. Bu da kıssadan hissemiz olsun işte.
Hıı bir de Ghost in the Shell negzel şeysin lan öyle. Meğer ben cyborgları pek severmişim..

24 Eylül 2011 Cumartesi

Sınavlar dolayısı ile blogun üniversite hazırlık bloguna dönüşme olasılığı..

...oldukça yüksek efenim. Çünkü hayatım okullar açılınca otomatikman makineleşiyor. Erken kalk, servise bin, okula git, ders dinle-ve mümkün olduğunca gözlerini açık tutmaya çalış- sonra eve gel bilmem ne derken sana kalan zamanda ya ders çalışacaksın ya da eğlenceli işler yapacaksın. Mümkün olduğunca paylaştırmaya çalışıyorum baktım derse yeterince zaman ayırmıyorum okulda boş derslere atıyorum falan. Örnek öğrenci oldum resmen *-*
Önceki yazımda yeni öğretmenlerimin dandikliğinden bahsetmiştim ama onlar meğer en iyileriymiş. Yeni program verdiler bize kalan 2-3 düzgün denebilecek şartlara sahip hocayı da elimizden aldılar. Bu sene bi an önce bitmeli azizim.
Bu arada eve geldiğimde bikaç saat anime izlemeye özen gösteriyorum formdan düşmemek(!) için. Kuuchuu Buranko ve Usagi Drop bitirdim en son. İkisi de kısa ama harika seriler.
Kuuchu Buranko'nun konusundan çok animasyonuna bayıldım. Konusu psikolojik rahatsızlıklar olan bir animeye hem deli dolu bi doktor hem de onu destekleyici rengarenk renklerden daha iyi giden bir şey olamaz zaten~
Her bölümde bir hastanın rahatsızlığını belirliyor ve ona çözüm buluyoruz. Aynı zamanda birden ortaya çıkan "Fukuichi"nin bize yaptığı hastalık hakkındaki bilimsel açıklamalarını can kulağıyla dinliyoruz.
Bölümlerin hepsi aynı tarihlerde geçtiği için bi bölümdeki karakteri gözlerken diğer yandan bir önceki  bölümdeki hatta ondan önceki bölümdeki karakteri görmemiz mümkün.
Diğer animemiz olan Usagi Drop daha sakin bir anime. Bir yandan Rin'in büyümesini izlerken öbür yandan Daikichi'nin Rin için yaptığı fedakarlıkları ve onun da büyümesini(!) izliyoruz. Konusu gibi animasyonu da gayet sade ve sevimli..
Hazır sade animelerden giderken herkesin önerdiği Mushishi'yi izlemeden olmaz. En kısa zamanda başlayacağım sana da! Ama önce Evangelion <3

19 Eylül 2011 Pazartesi

İlk gün mü? Bok gibi mi? Nerden bildin?!

Evey sayın seyirciler biliyorsunuz ki bugün okulun ilk günüydü. Sabahın köründe kalk, servis bekle, okula git, müdürü ve çenesi düşük bilumum insanın gürültüsünü dinle-bu müdürler çok konuşunca prim falan alıyolar bence o.O bana para vermedikleri sürece o kadar konuşmam yani-, sonracıma sınıfını bul otur ve bekle.. bekleee... Sonunda bi hoca! Hem de ne hoca! Kendisini ilk kez görüyorum ve duyumlarıma göre; bana soru sor seni sevim sözlü notu verim der, soru sorarsın neresini anlamadın gerizekalı der, o soru sorar yapamazsın seni rezil eder. Hoca hakkında duyumlarım bunlar. Sonra bi edebiyatçı var trt4 gibi adam. Bi cümle söylesin anında herkesin kafalar düşüyo... Nasıl çekilecek bunlar bi sene bilmiyorum..
Sınıf seçmeli ders olarak bio mu fizik mi karar verememiş durumda. 15 bio 15 fizik isteyen var. Kura çekilecekmiş yarın. İşalla bio çıkar lan! Fizikle aram hiiç iyi olmadı ki! Sadece benim değil bu salakların da süper değil ne bok yemeye fizik istiyolar ki?! Hadi fizik çıktı Zarife giriyo lan derse daha baştan kaybetmedik mi?! Bunları mantıklı bi şekilde düşünmenizi ve bio seçmenizi rica ediyorum litfen ama!
Hocalarımdan dersini kendimi zorlamadan zevkle dinleyeceğim tek kişi ingilizcecimiz. Kendisi 9. sınıftayken bizim dersimize giriyordu ve çok güzel anlatır. Tabi zor da sorar ama anlayınca yapıyor insan caanım.
Bi de kendime çizelge hazırladım özel durumlar olmadıkça uymaya çalışacağım. Hadi bana kolay gelsin!

17 Eylül 2011 Cumartesi

Hey Jüpiter!

Şimdi ben burçları okumayı pek severim. Dergilerde olsun astroloji kitaplarında olsun. Ama inanmam bi de öyle saçma bi durum var. Mesela arkadaşına Yay'ı okuyorum bir şey söylüyorum "oha aynı ben", devam ediyorum "yuh bu kadar olmaz ayynısı yahu", "...bağlılığı sevmezler..." "aha işte işte aynı ben dimi baksana yaa".
Ya bi git allasen neresi aynı? Orda yazıyor ortamlarda akar makar senin bütün ortamın tv karşısında maden suyun ve cipsin be!
Ağustos doğumlu biri olarak Aslan burcuyum diye ortalıkta dolanmaktan gurur duyuyorum ama bi sorunumuz var; burcumla uyuşamıyorum! Capcanlıdır, enerjiktir, kendini beğenmiştir, süslüdür zarttır zurttur.. Bi kere uyuşuğun tekiyim, ayrıcana bakmayın öyle gayet mütevazi bi insanım biri iltifat edince bi tuhaf olurum böyle, evden çıkmadıkça da ne bakım ne makyaj yani.. Durum vahim yani. Başka var mı bana tam uyan burç diye bakındım ama cık yok burçsuz kaldım resmen. Biraz ondan biraz şundan katarak bana yeni burç bulduk ama ismi yok daha ehe.(Hiiç kusura bakma Hatice 'Bili burcu' gayet saçma -__-)

Şimdi onu bunu bırakın da 2 gün sonra okullar açılıyo laaan! Bi de son sınıfım ben laaan!
Gerçi son sınıf olmanın pek bi getirisi yok bi kantin/yemekhane kuyruklarında en öne kaynak yapabiliyorsun(müdür onaylı, boru değil) bi de okulda bi havan oluyor özellikle çömlere karşı. O yani. Bi de ortanca katı bize verecekler ki sınıfların her biri düğün salonu gibi, bi de dolu dolu sıralar.. Sınavlarda herkes ayrı bi sıraya oturabilecek yani, kopya devri çöküş döneminde yani.. Vazgeçiyor muyum? Haayııırr...

Tatil başlamadan önce kendime 20 maddelik bi liste yapmıştım "bu yaz bunlar yapılacak" diye. Sadece 2 maddesini gerçekleştirebildiğim için koydum kenara, seneye artık..
Azıcık daha kuuchuu buranko izlemeliyim...

13 Eylül 2011 Salı

e.f.

Animelerin openinglerini izlemem genelde, direk geçerim. Ama bu openingi pek severim her seferinde tekrar tekrar dinledim.


Ve 2.si..
Ayrıcana tavsiye de ederim çok pis. Harika seridir.

6 Eylül 2011 Salı

Sırf Origa'nın ne dediğini anlayabilmek için Rusça öğrenebilirim. Yok böyle bi ses!
Kışlık şarkıları da asmak gerek, nerde benim apocalypticalarım?

5 Eylül 2011 Pazartesi

Kimileri diyo sen çok değiştin; eskisi gibi değilsin artık. -şair burda kişinin kötü biri olduğunu ima ediyor-
Kimileri diyo hiç değişmemişsin; hala eskisi kadar safsın. - şair burda saf derken temiz değil süzme salak anlamını kullanmış-
Kimisi de diyor ki, değiş! -şair burda ne diyor siz bulun-

Şamar oğlanına döndüm resmen lan.

3 Eylül 2011 Cumartesi

Döndük falan işte.

Başlık her şeyi açıkladığına göre uzatmaya gerek yok benim üstün zekalı cancağızlarım. Daşş bulgar kızları/erkeklerini geride bırakıp vat.. yok lan öyle bir şey neredeyse herkes Türk'tü be. Bir de çingeneler falan vardı pazarların orda o yani. Sınıra yakın illerden uzaklaştıkça Bulgar sayısı artıyordu ama onlarda da öyle aşırı taş yoktu bildiğin insan. Bir de ilk günler dağ bayır gezdirdiler bana, ayaklarım zaten kartondan benim, yara bere oldular hep mnaki. Sonraki günler medeniyet gördük ama neyseki.
Onun dışında sınav tarihleri de yaklaştı işte edebiyatı 5 matematiği 0 yapıp oturcam aşşaa.
Sonra okullar açılacak, kendimden beklentilerim büyük!
-Okulun ilk günü şişman arkadaşlara "Sen kilo mu verdin lan? Enee valla vermişin haa" denilecek, sevndirilecek.
-Zayıf arkadaşlara da "Sana da tatil yaramış haa toplanmışın bi güzellik gelmiş." denilecek, onlar da mutlu edilecek.
-Tatile gitmiş olan erkek arkadaşlara "Bana bişi getirmedin mi lan hıyar!" denilecek tavır yapılacak. Sonra çevre toplanıp tatil muhabbetleri ve dedikodular yapılacak.
-Takvim ve not defteri elde edilecek, sınav tarihleri unutulmayacak.
-Konu anlatımlı kitaplar edinilecek ve çalışmaya çalışılacak.
-Son olarak da bu listeye uyulacakk.. cakk..
Şincilik aklıma gelenler bunlar.
Şimdi sırada çok yakın olduğum bi arkadaşımın doğduğu güne paralel olan gün var. Şimdilik ne alsam derdine girmek istemiyorum haftaya buluşup ne istiyosa alıcam. Aslında aklımda güzel bi hediye var ama... neyse o sonra sonra.

Son olarak, ulan Eflatun ne sıkıcı adamsın!

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Здравей!

We're all living in Bulgariaa,
 Bulgariaa is wunderbaaar...
Öbürsü gün Bg yolcusuyuz işalla, kaza maza yapmazsak ne bileyim kafamıza uçak falan düşmezse gidiyoruz. Valla ayarlayana kadar herkesin canı çıktı, Fransa'ya gitsek daha az yorulurduk yeminle. Umarım bi şeye benziyodur oralar .__.

Bir de Galileo Galilei'den güzel bi şarkı gönderdim mii~


15 Ağustos 2011 Pazartesi

Çalışmaktan çekilen çile yüzünden erme durumu

Benim çok sevgili ailem resmen oturup kara kara düşünmüş biz bu kızın sinirlerini nasıl bozarız diye kafa yormuşlar. Buldukları çözüm ise harika: Beni yükseltme sınavlarına sokmak ve bu yüzden de sürekli "çalıış, çalııışş köpeeeaak" diye başımın etini yemek. Haa bi de şöyle bir şey var ki 3 saat kafanı kitaptan kaldırmazsın kimse görmez, kafanı kaldırıp şöyle çevreye bi göz atayım dersin de annenin delici bakışlarına maruz kalırsın; çalışmıyor olursun <3 Ne acıklı değil mi? O 3 saat yetti bana zaten çalışıyorum diyip kitap falan okuyorum artık. Nasılsa kafam matematiğe basmıyo. Sayısalım berbat olduğundan moralim çökmüş durumda. Edebiyattan da sınava girmeye karar verdim hoca yüzünden-gerçekten hoca yüzünden- 4 geldiği için. Ondan da emin olduğum için çalışmama gerek yok.
Tabi yine bizimkilere yetmez ve kalktığın anda "Bundan adam olmaz bilgisayardan başka bok bilmiyor" olursun. Hatta dün ciddi ciddi düşündüler benden ilerde ne olur diye. 2 yıllık üniversite zor kazanırmışım böyle çalışmayla, sanayiye verseler cılız bir şeymişim alan olmazmış, ev hanımı da olmazmış benden bütün gün uyuyormuşum, kocaya vermek için daha küçükmüşüm.. -şaka şaka koca lafı çıkmadı en azından- Özellikle onlar dün fena patlayınca ben de patladım başladım hüngür şakırt ağlamaya "anlamıyorum çalışsam da napayım yaa" diye. -fırk- Bunlarda bi telaş bi telaş bu salak kız sınavı nasıl kazanacak diye.
Zaten çok duygusal bi yapım var özellikle şu ara ota boka ağlıyorum, bi de her fırsatta sıkıştırılınca sümüklü sümüklü dolanıyorum etrafta. Şu ergenlik bitse, bi de İstanbul'da bi üni tuttursam ne süper olur haa.. Farkında olmadan beni emo olmaya doğru itiyorlar en kısa zamanda biri uyarmalı bence. Kafa boşaltmak için de gta oynuyorum yoldaki adamlar bana dövüp parasını almalık eşyalar olarak gözükmeye başladı bunu da ekleseler süper olur.
Ya biri şu sınavları yok etsin ya da ben seri katilliğe doğru adım adım ilerleyeyim.. Seçim sizin, hah!

9 Ağustos 2011 Salı

Bir sevginin başlayıp saliseler içinde kaybolduğu an!

Şimdi ben aşırı derecede hayvansever bi insanım. Öyle böyle değil, kedilere bayılırım, yılanlara taparım falan. Koyun karşıma bi yavru kedi gebertene kadar severim *-* Elimde ölmedi tabi hiçbiri, henüz eheh.
Ama asla ve asla sevemeyeceğim tek hayvan var; SİNEK! Düşmanımı severim bunları sevmem o derece. Hayır niye yaratılmış ki bunlar? Dünyanın en gereksiz varlıkları resmen.. Tozlanmayı sağlıyomuş bilmemneymiş geçin bunları.. Çiçeğe konduklarını ne zaman gördünüz ki bize konmaktan zamanları kalmıyo garibanların(!)
Bu sene de inadına mıdır nedir her yer karasinek.. Sadece bizim ev olsa neyse markete git sinek, misafirliğe git sinek, tuvalete git sinek.. Bilim bu konuda artık bir şeyler yapmalı diye düşünüyorum. Gerçi ıslak mendil paketinden tek ıslak mendil çıkartacak teknoloji bile yokken bunu nasıl yapsınlar. Uzaya ilk giden canlılar da bu sineklermiş zaten..
2 saattir bi tanesi elime ağzıma konup duruyo şu yazı bitsin göstericem sana olum!

5 Ağustos 2011 Cuma

Mutluluktan teke misali seke seke ilerlemek~

*enbaşasarmaefekti*
Çok yakın olduğum bi arkadaşımın doğumgünü çok yaklaştığı için-aslında eylülde de bana göre yakın- çıkmak için onu ikna ettim ve hediye bakmak için düştük yollara.. Terden yüzölçümü yüksek olan bölgelerimizde resmen havuz oluştuğu için daha serin yerlere koştuk ve kitap fuarını görünce atladık hemen. Ne zamandır yakınıyorum Emile Zola-Nana'yı bulamıyorum diye, yine pek umudum yoktu ama bulamazsam başka kitap alırım diye girdik. Vampir ve diyet kitaplarını büyük uğraşlar vererek geçtim ve dünya edebiyatı kitaplarının bulunduğu kısma ulaştım. Bayağı aradım yine belki kıyıda köşede kalmıştır falan diye ama cık yok hiç bi yerde.. Tam umudumu kaybetmek üzereydim ki beynimin beni dürtüp istemsiz olarak "Nerdesin be kadın!" diye bağırtması üzerine görevli beyfendi koşup imdadıma geldi ve derdimi dinledi sağolsun. Ve yine sağolsun ki 2 saattir baktığım yerden şak diye kitabı çıkarıp önüme koydu. Hiç bozuntuya vermeden biraz daha bakınıp Faust'u görünce kaptığım gibi aldım. Faust da çok arayıp bulamadığım kitaplardandı, ben de edebiyat öğretmenimden rica etmiştim vermişti kitabını okumam için. Arşivimde bulunsun diye aldım işte ben de.. Bi de giderken arkadaşıma Oktay Usta'nın kitabını gösterip "Ehehe baksana ramazanda bu kitap süper gider he" şakasını yaparken duyunca görevli beyfendi "hediyem" diye tuttu poşetime koydu kitabı, çok verimli bi gün oldu gerçekten... Ulan hıyar insan gider Kumarbaz'ı falan koyar başka kitap mı kalmadı yaa! Neyse ben de kitaplarımı kapıp bilmemne vampir serisinin bilmemkaçıncı kitabını soran arkadaşımı yüklenip oradan uzaklaştım derhal..
Filmci'ye uğrayıp bana doğumgünü hediyesi niyetine İncir Reçeli ve Aşk Tesadüfleri Sever filmlerini de beleşe getirerek aldık~ Tamam daha düzgün şeyler de alabilirdim ama o an nedense aklıma bunları istemek geldi; herkes ağladım falan diyo ya hani, merak işte naparsın.
Kitabım şu an masamın üstünde mutlu mutlu uyuyor~ Birazdan okumaya başlayacağım *-* Caanıım enginaar~
*arkayamutlusonmüziği*
Anlık hevesle yazılmış gereksiz bir yazıdır, dikkate almayınız.-başta mı söylemem lazımdı ki?-

4 Ağustos 2011 Perşembe

Çok şekerler değil mi? Sizinki hangisi? -gula wrath ve sloth arasında kararsızım ehe- 

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Tatil zımbırtıları -23423445- ve diğer saçmalıklar

Başlıklara şööyle bi baktım da film serisi gibi olmuş yahu, kendimi çok önemli şeyler yazıyor gibi hissettim nedense. *öhöm höhöm*
Tatilimizi yaptık geldik falan şimdi gittiğimiz yeri uzuun uzuun anlatıp da kimseyi kaçırmanın alemi yok zaten otelin fazlasından çok eksiği vardı ki tek farkı su fışkırtan mantarıydı. Gitmeden önce sızlanıp duruyordum çevremdekilere "Ya Didim'e gitmiştik zaten daha önce başka yer olamaz mıydı sanki ühühü ayağım da yara olmuştu bak izi hala duruyoo.." onlar da Didim'in başka yerini görürsün işte fena mı diye avutmuşlardı ulan bi gittik önceki gittiğimiz otelin hemen yanındaki otel!! Daha da kötüsü öbür ayağımı da yara ettim!! Acıyo lan ühühü.. Neyse güzeldi gene bi ton karardık, yüzdük, hatta talibim çıktı falan.. Üzülsem mi sevinsem mii... :D
Sızlanmak istediğim bi konu daha var; yabancılar çok azdı. Geçen sene de tam tersi gittiğimiz yerde Alman akını vardı resmen ve ordaki Türkler de Almanca konuşuyordu çok Türk kalmıştık orda, bi türlü Türk-yabancı seviyesini normal düzeye indiremedik. Burda da birkaç tane Rus vardı ki hemen ayırt ediliyorlardı açık tenleri ve Türk erkeklerinin pek hazetmediği slip mayolarıyla~ Bi de Arap çift vardı onları ayırt etmek için slip mayoya gerek yok zaten.
Bi noktaya daha parmak basmak istiyorum, kıldan tüyden mevzulara girmiyim diyordum ama, bizim milletimizin kaderi midir nedir erkeklerin %90'ı göbek ve kıldan oluşuyor. Hani sadece göğsünde olsa karizmatik bile durabilir belki de neredeyse "Amca kazağını nerden aldın çok yakışmış ehehe" esprisi yapacaktık.
Göze çarpan başka bi durum da haşemalı teyzecikler. Haşemayla bi alıp veremediğim yok tam tersi günlük kıyafetleri yerine onlarla yüzsünler daha iyi. Ama daha azbuz bi renk bulamadınız mı be ya? Cort turuncular, patlıcan morları, yeşillilililer.. Bildiğin karpuzun kabuğu değil kendisi düşmüş denize arkadaşlarını da getirmiş. Dikkat çekmeyeyim erkekler mıçıma bakmasın derken sen havuz başındaki sarışın ablalardan daha çok dikkat çekiyosun be gülüm? Olmadı ama..
Bir de söylemeden geçemeyeceğim dj her kimdiyse zevksizin tekiydi. Ne kadar gerzeküstü şarkı varsa çaldı hıyar.
15 saatlik yoldan geldim yorgunum hala, yine yola çıkacağız sabah.. Ölüyoruuum.. diye bas bas ve tiz tiz bağırıyorum şuan!

21 Temmuz 2011 Perşembe

Tatil zımbırtıları -2-

Bavulum hazııır! *-* Pazar günü bi terslik çıkmazsa yoldayız. Kaza maza olmaz gene umarım; bi hafta yamuk ağızla dolaşmak çok feci bir şey.
Yarın kırtasiyeye gidip test kitabı falan alacağım. Tatilden sonra azar azar çalışmaya başlamam gerek. Malum dersaneye gitmeden ailemin gözüne girebilecek bi yer kazanmam lazımm...mış. Son çare olarak güzel sanatlar falan düşünüyorum*eheh* Okuldaki rehber hocamızı bu sene bari görebilirsem ıcığını cıcığını sormak istiyorum.-kendisi hayalettir de her isteyen göremez- Bir de dersaneye giden arkadaşlardan ünilerin bölüm puanlarının yazılı olduğu bi kitapçık yürütmem gerek. Tm3 puanlarına bakacağım tabi~ Matematiğim bok gibi olduğu için *-* İşim zor.
Tatile gitmeden de Gankutsuou'yu bitirip tatilden sonra da Cowboy Bebop bitti mi bu iş tamamdır. O değil de Gankutsuou'nun animasyonu ne acayip öyle lan? o.o
Ben biraz daha kafamı buzdolabına daldırıp serinlemeye çalışayım bari.
17 yaşında bi ergenseniz ve sınava hazırlanıyorsanız hayat çook zor...

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Tatil zımbırtıları

Biz "Hamamı masaj salonu yoksa gitmem arkadaş!" veya "Jakuzi yok mu ki otelde?" diye dolanırken bi baktık ki durum vahim. Ebesinin gözünde yer ayırtmaya kalkarsak olacağı buydu. Ücretler de almış başını gidiyo anasını satim oteli satın alsak daha kârlıyız.
O yere baktık oda yok bu yere baktık oda yok en sonunda dedik siz bize önerin kardeşim diyerek tura baskı yaptık ve ilk söylenen yere annem jakuzi makuzi dinlemeden yer ayırttırdı hemen sağolsun. Otelin adını unuttum şincik ama Didim'de bi yer işte. Şikayet edecek durumda değiliz malesef en dandik otele bile gitsem gıkım çıkmayacak-yalana bak-.
Şu vize işleri falan da hallolur inş, o kadar para döktük istek şeysidir yurtdışı konuşmalarıdır.. Kapıkule'yi başlarına yıkarım yoksa u.u
Daha yola çıkmadan yollarda çürümüş kadar olduk. Gidilecek çok yer var. Neyse biraz hareketlenelim; vücudumuzun sandalyenin yumuşak kısmına değen kısmımız-kibarlıktan kırılır- yosun tuttuğu için kalkmak şart.

Sıkılmak? Eveeet!

Az önce sevdiceğimi evine gönderince içimde bi yazma isteği uyandı nedense, karnım da ağrıyo istediğim kadar saçmalayabilirim.
Yurtdışına(Bulgaristan) gideceğiz diye tatilimizi olabildiğince erteledik ama baktık bu iş biz erteledikçe daha çok  erteleniyo kolları sıvadık ve caanım yurdumun bi köşesine tatile gideceğiz umarım. En kısa zamanda buradan kurtulmam lazım çünkü evdeki tek eğlencem ellerimi una daldırıp bundan zevk almak. Pek bir şey de yiyesim yok sıcaklardan sadece su tüketiyorum! Günde bir anda 5 kilo alıp akşama vermem bundan olabilir de tabii~
Kendimi animelere verdim bi yandan ama ne izlediğimi hatırlamıyorum bile sağ tarafta m.a.l. adresim olması lazım oraya bi tıkıtık yapın o size gösterir ne haltlar karıştırmışım.
Hadi benim hiki krizim tuttu size noluyo lan? Kimse bir şey yazmıyo ya bloglarına "off çok sıkılıyorum ölüyorum geberiyorum" falan yazın bari; en azından kendimi yalnız hissetmiyim ühühü...
Tatile de haftaya gideceğiz inş~ *tehey*

Not: Acaba blogun adını değiştirsem mi artık? Önerileri alayım?

14 Temmuz 2011 Perşembe

27 Haziran 2011 Pazartesi

Re-reklam!

Anlık bir gazla animeler hakkında da yazasım geldi nedense. Heralde en iyi yaptığım şeylerden biri anime izlemek olduğu için olsa gerek.-başka iyi yaptığım bi şey var mı ki? neyse..-
Bu yaz izlemek istediğim animeler listesi tıkıtık.Sağdaki score şeysine tıklayın ve 9 ile 7.30 arasında animeler var ya heh onların en azından yarısını bitirmek istiyorum canlarım. Ama önce napmalıyım? -bildiniz- Elimdekileri bi-tir-me-li-yiiim! Elimde 30 küsür anime var lan o.o Ongoingleri geçtim diğerleri niye hala erimedi bilemedim şimdi. Bu yaz izlemek istediğim filmler de var bakalım nolacak. Mangaya ağırlık vereceğim bu yaz diyodum ama bakalım nolacak. Elimdeki animeleri verdiğim puana göre yazarım bi ara tavsiye isteyen olursa-mesela micchiiin :P- yardımcı olur heralde u.u

Aah.. selam!

2 saattir boş boş bakıyorum bir şeyler yazmak için karar veremedim ne yazsam en iyisi başlayayım o kendiliğinden gelir. Bloga bakıp bakıp hiç bir şey yazamadan çıkmak üzüyo tabi insanı, sorumluluk gibi mi görmeye başladım ne? Kaliteli şeyler yazmak lazım ama evde malak gibi uyuyorum değişik şeyler de olmuyor ki. Haa sehpaya çarptığım serçe parmağımın acısını içerecek kadar ezik şeyler de yazabilirim tabi ama önceki kayıtlarda paylaştığım aile resmi(!) yüzünden yeterince utanç içerisindeyim!!! :D Ne malız lan biz. Neyse öhöhöm~
Aslında şaka yaptım bütün gün uyumuyorum yatmadan önce 100 sayfa falan kitap da okuyorum nabeer. Tabi tek bi kitaba bağlı kalamadım hiç; 4 kitap birden okuyorum ehi. Hepsinin yarısına geldikten sonra tek bi tanesine ağırlık verdim şimdi; Nietzsche ağladığında-Irvin D. Yalom amcamız yazmış. Bu adamın Divan diye bi kitabı daha varmış onu da okumak isterim ama burada hiç bir zaman istediğim kitapları bulamadım ki! Her yerde aynı kitapları görmek iğrenç bi duygu. Bi de Angela Livingstone un Salomé adlı kitabını merak ettim nitekim o kadının özgüveni beni sinir etmeye başladı, ders mi almalıyım acaba? yok canım..
Bi de kendime liste yaptım bu yaz yapacaklarım diye, eğer bi tanesine bile uymazsam kışın dondurma yimememe cezası koydum kendime *eheh*. 10 madde mi ne var zaten ya ve inaanmayacaksınııızzz maddelerin içinde ders çalışmak da vaaar! Şaka gibi dimii? Sınav çocuğuyuz ne de olsa.
Şimdilik bu kadar aklıma yazacak başka bir şey gelmiyor. Sürekli yanında not defteri bulundurmak iyi fikir. Hatta günlük tutmaya başlayabilirim.
"Sevgili günlük, bugün 12 saat uyudum sabah elma yedim okkibbye."
Bi de şimdi farkettim ben ne zamandır resim çizmiyorum yahu! Şimdi kalemimi kağıdımı kuşanıp bir şeyler karalamaya çalışayım. Bakalım neler neler çıkacak..

Yaratıcılık

 Neşeli Beyin'den çaldım.

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Ekmek mi? İnsan mı?

Geçenlerde Prof. Dr. Üstün Dökmen'in Küçük Şeyler adlı kitabında ekmeğe verdiğimiz değeri insana vermediğimizi belirtmişti. O yazıyı okuduktan sonra iyicene bi düşündüm; adam haklı lan!
Cuma günü yemekhanede tıkınırken önümde oturan arkadaşım ekmeğini kağıdıyla beraber yiyor idi. Ben de uyardım ve aldığım tepki "Kağıdı ekmekten çıkarmak günah kızım üstünde kırıntılar var çöpe atıyosun yersen ölmezsin ya.." Buraya kadar güzel. "E tepsiye de bi sürü kırıntılar dökülmüş onları da döküyosuun?" Aldığım cevap: "Onları yiyenler de var kızııım.." Eee? Önündeki dolu dolu tabakları gösterdim "Bunları niye yemedin bunlar da nimet değil mi?" Gıcığım biliyorum ama aldığım tepki daha gıcık: "Çok doydum kızım hem onlarla ekmek bir mi?" Hadi canııım... Ben kendimi tuttum ve dedim ki "Az önce bağırdığın çocuğa niye ekmeğe davrandığın kadar saygılı davranmadın?" "Ya kızım salak mısın insan nimet mi?!"
Biz yeri geldiğinde, Üstün hocamızın da bahsettiği gibi, ekmeğe pek değer veririz; hatta yere düşünce alırız öperiz, başımıza koyar taklalar atarız sonra gider ekmeği düşüren çocuğa 2 tane çakarız. Tabi demiyorum ki ekmeği atın yere bir şey olmaz ya da yere düşen birini alın öpün kafanıza koyun. Sadece soruyorum niye insana değer verilmiyor? Herkes kendi doğrularıyla başkasının canını yakmayı çok seviyor?
Bir şey savunma derdinde değilim, sadece soruyorum. Kimlerden güzel yanıtlar gelir acabaa? Blogumu okuyan zaten bi gıdım kişi ben bunu birkaç kişiye daha sorayım bakalım bakalım :D Deli diye kovalarlar heralde eheh.
İnsan felsefe dersinde 22-bilemedin 18 falan- kişilik dersi dinleme ve düşünmek zorunda olduğu için arada bi böyle yazılar görmeniz normal. Sıkmayın canınızı e mi?
Alın size pumpkin bread~

28 Mayıs 2011 Cumartesi

Satoshi Kon sen ne süper adamsın!

Satoshi Kon'u bilmeyeniniz yoktur heralde? Bilmeyenleri şuraya veya şuraya gönderelim bilenlerle devam edelim.
Sınavlarımız şu aralar çok yoğun olduğundan anime izlemeye pek vakit olmuyo malumunuz. Yok be çalışan kısım ben değilim kardeşim, animeleri beraber izlediğimiz için onun yüzünden ben de izleyemiyorum; kendim izlediğim animeleri de izleyemiyorum çünkümüne ders anlattırıyor bana yine vakit yok. Kendime kalan kısmı da başka şeylere ayırıyorum genelde.
Bu sıkışıklığın arasında uzun anime izlemek zorlaşıyor haliyle ben de ya kısa serilere ya da anime filmlerine yöneliyorum ve başlıktan da anlayacağınız gibi Satoshi Koncu takılıyorum bu aralar.
İlk izlediğim filmi Perfect Blue idi. Çok da bayılmamıştım ama izlerken bayağı gerilmiştim. Sonrasında Paprika'yı izledim ve bunda kelimenin tam anlamıyla bayıldım, çok sevdim, çok beğendim! Hatta işi biraz abartıp kendimi Paprikaya benzetmeye başladım. Benziyorum ama dimi? Bi saçları kızıla boyamak kaldı yani o dereceyiz.
Sonra sırasıyla Milennium Actress ve Tokyo Godfathers'ı izledim; Milennium Actress çok güzeldi Tokyo Godfathers çok eğlenceliydi. Sırada Memories var eminim o da çok güzeldir :3
Şimdi Satoshi izliyorsun da Miyazaki'yi de izle diyenler için söyleyeyim merak etmeyin kuzucuklarım Miyazaki'nin bütün filmlerini izledim zaten :3 Hepsini de ayrı ayrı severim.
Sıra başka filmler bulmakta, bakalım bakalım neler varmış?
Kapanışı da Paprika-Mediational Field ile yapalım~ Çok seviyorum bu ost i *-*

27 Mayıs 2011 Cuma

Benim neden yukatam yok eneee!

Yolun Neresindeyim bloguna arada bi bakıyodum ama izlemeyi nedense akıl edememişim. Kısmet çekilişeymiş kazanana yukata veriliyormuş~ Yukatanın tipi pek benlik değil açıkçası şöyle Enma Ai'nin kimonosu gibi bir şey olsa ya da beyaz çiçekli mavi yukatalardan falan olsun gelsin canımı yesin. Sevimli biri olmadığımı biliyorum ve bu yüzden bu tuzağa da düşmeyeceğim taam mı! Diyemeyeceğim malesef o yukatayı istemiyor değilim hee, mezuniyette falan bi yukatayla ortalıkta dolaşacağım zaten :D
Bi de şu online alışveriş işini halledebileydim iyidi. Teknolojide neyse de kozmetik için kandıramıyorum bizimkileri ühü ühü.. Bi parfüm bile alamıyorum Avon'un buram buram alkol kokan parfümlerine kalmışım.. Çok acıklı Q__Q Bu taşrada ihtiyacım olan şeyleri bulamıyorum kiii!..
Toplaşın bana bi kimono alın taam mı? Doğum günüme de ne kaldı şurada *-* 3 ay ya kaldı ya kalmadı *ehe* Olmadı Paprika'nın kıyafetlerini hediye edin bir de sprey boya bulun cosplay yapacağım çok özendim <3

Şeytanın sevdiği 138 kelime!

Bu ara en popüler saçmalık olan 22 Ağustos meselesini biliyorsunuz. Bilmeyen varsa ya derhal öğrensin ya da sağ üst köşede duran X işaretine "tık" yapıp burayı terketsin <3 Konumuza dönelim: bu yasağın malum kelimelerle sağlanacağını da biliyordunuz tabi~ Bu kelimelerin son şeklini görünce görünce ağzım yetmedi artık vücudumdaki bütün organlarımla güldüm resmen."Porno için değer mi lan nihahahohayt!" diyen gençlerimizi bile düşündürecek bi durum. Çok merak edenler için buraya bi tık.
Gençlerimiz çocuklarımız porno izlemesin, daha sağlıklı bir dünyada yaşasınlar diye sivrilik edip İngilizce arama yapacakları, hatta Türkçe'yi katledenleri bile düşünüp hazırlamışlar! Gözlerim yaşardı!!!
Ama heeppsini geçtim arada sırıtan sözcüklerin mantığını hala anlamadım? Şimdi mesela free diyince insanın aklına nasıl fesat bir şey gelebilir? Çok temiz kalpli olduğumdan mıdır nedir ben hala kelimenin kendi manasında bir cinsellik bulamadım?
Sözümü tuttum mu tutamadım mı emin değilim ama içinizi karartmak için değil(tamam belki biraz) gülün eğlenin mutluluk gözyaşları dökün diye yazdım. Bi sonraki yazımda ofurdayıp pofurdayabilirim haberiniz ola.
Auf Wiedersehen! -Çok havalı lan!-

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Re-reklam!

Artık okullar bitse de rahaat bi nefes alabilsek. Sınavlar ayrı sıkıcı, okullar ayrı sıkıcı. Karneyi biliyoruz zaten bi heyecanı kalmadı onun da. Seneye falan da sınav var ne uzun iş arkadaş. Bir de her sabah serviste aynı şarkıları dinlemek zorunda kalıyorum. Hayır güzel bir şeyler çalsa neyse o da yok! Hele Orçun denen bi lavuğun romantik serrrserinimm diye öttüğü şarkıya dayanmak çok zor, çok çok zor! Kabuslarıma konu olmuş sözlerinden arattım da buldum adamın adını merakımı bastırıp bakmasaydım keşke. Keşkee! Yukarıdaki başlığın ilham kaynağı ise  o sözü diyen ablacığımız. O kelimeden sonra gelen reklamlar resmen beni rahatlatıyor da ondan! Neyse ya amaaan bitiyo bitiyo~
Okul bitiyo yaz geliyo da şöyle bir durum da var; insanlar kokuyor! Daha da kötüsü iğrenç kokuyor! Yaa yaa.. Artık deodorant fiyatlarını mı düşürürsünüüz yardım kampanyalarıyla herkese bedava roll-on mu verirsiniz bilemeyeceğim ama bu soruna kolonyalı mendillerle çözüm bulunamayacağı belli bir şey. Zaten beni araba tutuyor, burnum da hassastır malesef, insanlar da kokuşuk kokuşuk doluşunca etrafıma gelmeyin keyfime!
Bir sorun da öğretmenlerin tripleri. En saçma derslerin öğretmenlerinin vücutlarının sandalyenin yumuşak kısmına değen bölgelerine ağırlık bağlayalım ki kaldıramasınlar. Ders falan da işlemiyorsunuz bari soruları söyleyin! Olmadı sınavda nereden çıkacak onu söyleyin be >__< Önemli derslerin hocaları da pek farklı değil zaten işlemediği halde işlediğini iddaa ettiği kitapta bile yazmayan şeyleri sınavda soranlara ben hiiiç bir şey demiyorum artık kardeşim, okul bitiyo zaten son hafta polemiğe giremem olan bize oluyor -__-*
Amma konudan konuya atladım len *eheh* Ama dikkat ettiyseniz hepsi kıyıdan köşeden okulla alakalı. O kadar bıkmışım yani... Bitse de kurtulsam-bu sözü kaç defa dedim sayabilen?- Yazdım rahatladım *eheh* Bir sonraki yazımda offlayıp pufflamayacağım söz! Jaa ne~

15 Mayıs 2011 Pazar

Unuttum mu ki acabağ?

Farkındayım ne zamandır bir şey yazmıyorum bloga. Şu an bile yazasım yok da maksat iş yapmış olmak. Anlık hevesmiş cidden sıkılıverdim hemen. Gerçi şu ara hiç bir şey yapasım yok belki o yüzden boşlamışımdır belli de olmaz. Havaların kapalılığına vurmak istiyorum olmuyor, ergenliğime vurasım geliyor kendimden korkuyorum o an.
Herhalde gelecek telaşı sardı beni de. Nereye baksam herkes ofluyo lan insan böyle ortamda nasıl gülücükler saçsın? Ne güzel karar vermiştim yeni bir şeyler çıkıyor ortaya. Onu geçtim dersleri de boşladım kaç tane 1im var nasıl toparlayacağım hiiç bilmiyorum. Son anda götü tutuşup kitabın kapağına sarılanlardan da değilim ki, daha da kötü oluyor.
Bunlar bi tarafa internet sansürü de geliyor. Yok efenim kendiniz kandırmayın; bildiğin sansür. Olaya sadece "Porno izleyen sapıklar cezasını çekecek nihahahohahoyt" şeklinde bakmayınız lütfeniniz. Özgürlük kısıtlamasını da geçtim, zaten 200den fazla yasaklı site var ülkemizde. Ama DNS ayarlarıyla falan girebiliyorduk. Şimdi onu da yapamayacağız, yaparsak suç işlemiş olacağız! Tabi bizim ülkemizde anca bıçak kemiğe dayanınca uyanma oluyor ki Facebook falan da kapansın da bazılarının da akılları başlarına gelsin; netimiz kuşa dönmesin.
Haberlerde mitinglerdeki binlerce insanı görünce koltuklarım kabardı kendimi orda gibi hissettim resmen. Normalde uğraşmam böyle şeylerle, Ryuku takılıyorum biraz eveeet~ Ama bu başka kardeşim! Yürüyün aslanlarım! -Burda miting nerdeee.. tek başıma çıkıp bağıracağım o olacak-
Bi sonraki yazı bir kaç ay sonra da gelebilir yarın da belli olmaz. Beklemede kalın canlarım. Baaay!

3 Mayıs 2011 Salı

Origaminin Faydaları

2. dönem geldi geleli benim dersler iyicene cıvıdı artık derste sıkılmayı geçtim derste kitap okumak, uyumak, öndekinin sırtına kelebek çizmek, diğer sıralara kağıt atmaj vb. zıvırtozlar da sıkıcı gelmeye başladı. Bana derste beni acayip eğlendirecek bir şey bulun lan. Bulamazsam şu aşağıdakini yapmayı deneyeceğim sonra bütün gün onunla oynayıp mal gibi zevk alacağım bundan.
Kağıttan kurbağa yapmayı öğrendiğimde de olmuştu bu bütün gün yaptığım kurbaaları zıplatıp durmuştum. Sonra nasıl mı durdum? Nasıl olacak gören geldi oynamaya başladı, 'bana da yapsanaaa'lar başladı -ilkokulda mıyız lan?- haliyle sıkıldım ve de bıraktım.
İstesem origaminin tarihinden girer kağıt fabrikalarından devam edip olayı küresel ısınmaya kadar çekebilirim ama istemediğim için rahat olun. Halim yok zaten blogu da unutmuşum neredeyse meğer gerçekten de anlık hevesmiş *böhühü*
Bu kadar duygu patlaması yeter dostlar zevkli şekerden bir şey buldum izleyin gözünüz tatlansın:
Bi de şu var abisini:

29 Nisan 2011 Cuma

28 Nisan 2011 Perşembe

İnsan mısın sen?


Rüyasında insan olduğunu gören bir kelebek miyim? Ya da odamın içine bir kelebek mi girdi? Ne işin var oğlum burda. Kışt hadi kışt.
Sms'im bitti zaten mutsuzum umutsuzum. Kendimi elmaya vermişim, karnım da ağrıyo. Bir de salak insanlarla uğraşmak zorunda kalıyorum. Bir insan kendini niye sorgulamaz ki? Niye hatayı hep başkalarında arar? Nedir bu ego nedir bu.. ııı.. şey.. ıımm.. o yea!
Arkadaşın teki içini dökmüştü(!) geçenlerde. Dert anlatmak da değil aslında küs olduğu insanı aşağılayarak kendisinin madur olduğu bir hikaye anlattı. Başta yedik aslında da sonra düşündüm şimdi şikayet ettiği varlığı dinlesek o da tam tersi bir hikaye anlatacak. Ve hikayenin teması aslında - evet, bildiniz!- kız/erkek meseleleri <3 Aşık olmuş denyolar. 1 hafta sonra terk edecekleri günde 3 kız idare eden biri için mahalle karıları gibi saldıracaklar birbirlerine hohohoyt. Aslında izlemesi zevkli oluyo lan hadi dalın birbirinize *-* Ben de profilimde yazdığı gibi yükseklerden bir yerden çekirdek çıtlatarak izleyeceğim sizi ve zevk alacağım bundan, evet!
Aşk bu kadar basit bir şey mi? Ben cevabı bilmiyorum beyim bilir :P de gerçekten o kadar basit mi ki? Yandaki kahve gibi içiyosun böyle sonra bitiyor mu? Arkadaşlar konuşurken azıcık kulak misafiri oldum-ayy biliyorum çok ayııp ama napiiim da-ya-na-ma-dım! neyse konumuza dönelim..- biri 2 kız birden idare eden bir çocuğun dramını anlatırken arkadan biri sözünü kesiyor ve diyor ki:"Delikanlı çocukmuş!" yek yea.. sie lan ordan o.O" Bir de bunları adamdan sayıyorlarmış meğer! Çağın gerisinde kalmışım resmen o şet.
Tabi kimseye demiyorum kimseyle çıkmayın, evde oturun örgü örün, kadın programları izleyin ve İzdivaç'taki adayları gözden geçirin. Ama en azından bokunu çıkarmayın :D Kavak Yelleri gibi herkes birbirinin eskisi olmasın lan, ayıp lan.
Neyse bu kadar nasihat yeter, içimi döktüm rahatladım eheh. Bir sonrakinde tekrar fok balıklarının yalnızlığı hakkında konuşacağız bizden ayrılmayın, baay!

26 Nisan 2011 Salı

.

Bir elimde tuzlu çubuğum diğer elimde kahvem, önümde test kitaplarını açmışım dizi niyetine Ekol Hoca'nın dizilerini izliyorum. Biliyorum son güne bıraktım ve acınacak haldeyim. Zaten kafam da basmıyor bıraktım gitti abey.

Papatyalardan taç yapma zamanı gelmiş!

Gelmiş lan gelmiş! Hatta bugün okulun bahçesinden yolduğumuz -bahçede de ottan çiçekten bol bi bok yok zaten- papatyalardan taç falan yaptık; hatta kafamıza taktık foto çektik dolandık falan, millete çiçek dağıttım "Ayy ne şekeer" dediler ama sonra çiçekleri naptılar bilmem.
Ağaçlar da boş durmamış tabi kiraz ağaçları falan çiçek almış 1-2 dal yoldum soktum bir bardağa duruyorlar şu an kaktüslerimin yanında uslu uslu :3
Bİ DE ERİKLER ÇIKABİLSE!! Şöyle tuzlu tuzluu.. Canınız çekti demi? *tehehe* -"Ben erik sevmem kii" diye artizlik yapanlara uçarım haa u.u Sevin, sevdirin anacım-
*Şlap şlup*
Kapanışı da sınıftaki F----- ve O------ adlı arkadaşlarımın yazdığı şiirle yapmak istiyorum. -Sansürün sebebi isim vermek istememeleri küfür yok rahat olun asdsfgh-

FOKUR FOKUR FOK BALIKLARI
 Evrende bir yıldız
Elimde var kupa kız
Napsak bilemiyoruz
Fok balıkları çok yalnız

Kahvaltı olmaz çaysız
Tavla oynanmaz zarsız
Japonya sular altında
Fok balıkları çok yalnız

Bara girilmez damsız
Eve girdi hırsız
İboyu da vurdular
Fok balıkları çok yalnız

Sokaklar artık ıssız
Yine kaldık kızsız
Kaderimse çekerim (o ne demek lan)
Fok balıkları çok yalnız  

Çok kullanırsan cımbız
Kalırsız ortada kılsız
Sonuç olarak
Fok balıkları çok yalnız *şak şak şak*
Not:Bu şiir fok balıklarının yalnızlığına dikkat çekmek için yazılmıştır. 

25 Nisan 2011 Pazartesi

Faces in places!

Eğlenceli şeyler bulacağım diye olmadık yerlere daldım hep. Merak de çok acayip bir şey bazen işe yarıyor bazen azına ediyo resmen lan. Neyse ki bu sefer işe yaradı ha çok cici şeyler buldum :3
Şimdik bakmak var görmek var tamam mı önce bunu idrak etmeli. Sonra normal nesnelere insancıl bi şekilde sokuluyoruz. Önce bakıyoruz ki saçma şubilak şeyler işte. Sonra bi daha bakıyoruz ki bunun ağzı falan varmış lan! Küçükken karanlıkta çamaşır yığınında korkunç yüzler görüp de korkmayan velet yoktur heralde. Aynı mantık işte ama bundan korkmanıza gerek yok, yemez. Şu an kitaplarımın arasından bana gülümseyen(!) yüzler görüyorum ama hala bir şey yapmadılar.
Diğer kafaları görmek için şuraya tıkıtık.

Ders ders ders...

Şu aralar çok fena ya. Sabahları götümü zor kaldırıyorum resmen lan. Ünide napacağım hiç bilmiyorum. Aslında biliyorum. Şöyle sabah kalkma saatine kuracağım 7-8 tane saat ve en sonuncuyu kapatınca kafamdan aşağı bi kova su dökülmesini sağlayan bir mekanizma kuracağım. Olur mu kine? Olur olur..
Sınav haftası bitmeden sınavlar yeniden başladı iyi mi bu seferkilerde yırttım yırttım yırtamadım sıctım bildiğin. Burdan tutup eğitim sisteminin dandikliğine kadar da hiç tereddütsüz uzatabilirim. Sınıfa çubuk kraker götürdüm diye kınama almış insanım ne de olsa. Şu disiplin işi noldu bi öğrenebilsek :D
Bunca işin arasında anime izlememi de aksatmadım tabi ki!-Ne işi ya?- Mahou Shoujo Madoka Magica adlı animeyi bitirdim dün. En sevdiğim animelere girdi açıkçası. Gerek kurgu olsun gerek çizimleri olsun-bir hastane odası var sanarsın Dali sergisindeyiz- müzikleri de güzeldi. Bir tek finalini beğenmedim o kadar. Hıı afişine aldanıp da öyle cici kızlar sevgi ve adalet adına savaşıp kötüleri dövüyolar sanmayın sakın. Döverim! Gayet karanlık bir atmosfer vardı çünkü. Anime hakkındaki bölüm incelemelerini  Animedyum'dan bakabilirsiniz.
Puella Magi kızlarımız~
Amaan yazacak bir şey bulamıyorum ya hu. İnternette gezineyim azcık ilginç şeyler var mıdır acep.

24 Nisan 2011 Pazar

Yol bulma çabaları

Beni yakından tanıyanlar iyi bilir yön bulma yeteneğimin ne kadar gelişmiş olduğunu. Özellikle gideceğim yerin tam zıttı yerlerini bulmada üstüme yoktur biliyo musuun? Ne ilginç dimii?
Bugün de az daha kayboluyordum lan. Bir de sanayinin oralardaydı tırsa tırsa yolu aradım ki şükür buldum. Ufacık yerde kaybolmayı nasıl başarıyorum onu da bilmiyorum ya :D Marie-sandan farkım yok ha.
Harita hediye etmek isteyen olusa çekinmesin taam mı?
Aslında buraya başka bir şey yazacaktım ya. Unuttum ama >.< Neyse aklıma gelmezse unutkanlık hakkında yazarım *eheh* jaa ne

22 Nisan 2011 Cuma

Pumpkin! artık boynunuzda!

Hayır pumpkinler sizi boğmaya falan çalışmıyor. Sadece takı sektörüne el attılar. Nette kendime pumpkinli resim ararken bunları buldum ve paylaşmak istedim~
 




 
Tamam takı değil ama hoş bi süs eşyası :D


Diğerleri bakmalık ama bunu almayı isterdim cidden lan *-* Kendisi pumpkinin kanjisi oluyor sanırım. Ya da kekleniyor da olabilirim. Anlamı 'bok' bile olsa taksam kim anlayacak ki şimdi?

 
Afiyet olsun~~

Anne ben disiplinlik oldum!

Bizim hocaların çoğu salak. Bildiğin salak. Hem de süzme salak! Geo hocamızdan önceki yazımda bahsetmiştim zaten.
Demokrasiden yazılı olduk bugün. Zaten soruların çoğunu almıştık diğer sınıflardan kopyalar falan da hazırdı-2 saat ezberlemeye mi uğraşacağım- Hoca sınavın başında belirtti "Sınavda konuşmanıza birbirinizden kopya çekmenize izin veriyorum ama kitap açmak ya da kopya kağıtları yasak!!" Haa.. haa.. ha.. salak diyorum işte :D Neyse biz durumu değerlendirdik tabi ki hatta ön arka yetmedi sınıfın diğer ucundakilere de bağıra bağıra kopya verdim bütün dikkati üstüme çektim tabi. Hoca uyardı sonra "Sadece yanınızdakiyle konuşun ya sınava benzemedi hiç." Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim :D Bir yandan kolum kadar kopya kağıdından bakıyorum tabi çaktırmadan konuşmaya izin var da yanımdaki de bir şey bilmiyo ki mahkumuz kağıtlara... >__< (Neyse ki blogumu bizim oaralardan kimseler bilmiyo *eheh*)
Bir ara önümde oturan arkadaş kağıda bakarken yakalandı ve kağıdı alındı, haliyle hemen bütün kağıtları çaktırmadan çantaya attım(iyi ki de atmışım lan, hıı sıra arkadaşım da sağolsun bakmaya korktuğu için kendi kağıtlarını da bak bana söyle diye kucağıma atmıştı sağolsun) Arkamdaki arkadaştan da bilmem kaçıncı soruyu söylemesini istiyoruz salak 2 cmleyi biraraya getiremediğinden kağıt değiştirelim öyle yaz dedik. Bu süperzekalı(!) arkadaşım da hoca bize bakarken kağıdını önüme atmasın mı?! (atma laan T__T) Haliyle hoca dibimizde bitti ve dikkat! kağıdını atan arkadaşınkini değil 'benim kağıdımı ve sıra arkadaşımın kağıdını' aldı ve yakalanan diğer arkadaşımızın kağıdının yanına ayırdı~ Neydi bu şimdi? Hadi ben neyse de niye yanımdakinin kağıdını aldın artiz?
-Hocam arkadaşın kağıdını niye aldınız?!
-Ben sizi kaç defa uyardım!! Ukalalık yapma!
Haa?!! Afedersin de ne zaman uyardın? Benim niye haberim yok? Üstelik diğer sıralardan keskin fısıltılar gelirken neden benim konuşmam batıyor? Çok dikkat çekiciyim ya hu *teheheyt*
Haa şeyi söylemedim bir de bu yanıma gelip artiz artiz "Göster bakayım şu 2 saattir baktığın kağıtlarını" diyip sıramın altını, ceplerimi falan aradı ama bir şey bulamadı :D *şaak* Ardından da sinirinden kağıdımı almıştı falan filan.. Arkadaşıma da üzülüyorum ha bu dönem 3. kez kağıdı alınıyor hem de başkaları yüzünden o.O
Neyse bu uzun hikayeden ne öğrendik? Arkadandakilerden ne kopya çek ne de kopya ver bundan sonra!! Ne varsa önümüzdeki arkideşlerimden var ya hu o.O

21 Nisan 2011 Perşembe

Yarın mı yazsam acaba?


Dün kütüphanede keşfettim bu kitabı. İsmi falan ilgimi çekti özellikle ertelemeyi alışkanlık haline getirmeye başladığım bir zamanda bulmam iyi oldu sanırım.
Arka Kapak Yazısı Şeysi: "Ben hiçbir zaman yapmam gerekenleri ertelemedim. Aslına bakarsanız, işlerimi gerektiğinden çok daha önce bitirmeye özen gösteririm. Bu bana erteleme konusunda bir kitap yazma hakkını verir mi dersiniz? Bence verir. Belki siz erteleme alışkanlığı alan ama bunu yenebilmiş bir insan olmamı, öyle birinin kitabını okumayı tercih ederdiniz. Haklı olabilirsiniz. Ne var ki işin aslı öyle değil. Ben bu kitaba, insanların işlerini neden ertelediklerine ve onlara yardımcı olmak için neler yapılabileceğine ilişkin bilgilerimi, yirmi beş yılı aşkın bir süredir erteleme sorunları yaşayan insanlara yaptığım danışmanlıktan edindiğim deneyimleri ve işleri zamanında, hatta zamanından önce yapan bir insanın yaşadıklarını kattım."
İçindekiler: 
•Erteleme Nedir?
•Erteleme Alışkanlığınız Olup Olmadığını Nasıl Anlarsınız?
•Erteleme Davranışının Psikolojik Temelleri
•Erteleme Davranışının Gerçek Nedenleri: İnanışlarınız
•Erteleme Karşıtı Strateji Geliştirmek
•Erteleme Farklı Türleri ile Nasıl Başa Çıkılır?
•"Ya Hep Ya Hiç" Nedenli Erteleme Alışkanlığı ile Başa Çıkma
•Başarısızlık Korkusuna Dayalı Erteleme Davranışı ile Başa Çıkma
•"Başarı Korkusuna" Dayalı Erteleme Davranışı ile Başa Çıkma
•Onaylanma İsteğine Dayalı Erteleme Davranışı ile Başa Çıkmak
•Rahatsızlık Duygusuna Dayalı Erteleme Davranışı ile Başa Çıkmak
•Kaygıya Dayalı Erteleme Davranışı ile Başa Çıkmak
•Özerklik İsteğine Dayalı Erteleme Davranışı ile Başa Çıkmak
•Kriz Kaynaklı Erteleme Davranışı ile Başa Çıkmak
•Diğer Erteleme Türleri ile Başa Çıkmak
•Diğer Yöntemler
•Diğer Erteleme Karşıtı Yöntemler Nelerdir?
Kitabın yarısına kadar gelebildim henüz dönem ödevim yüzünden. Yarına falan biter yine "ertelemezsem" >.< Okunmaya değer gibi durmuyor mu size de? Çok kalın değil zaten ya hu 130 sayfa falan :D
Geldiğim yere kadar ki edindiğim bilgilere bakılırsa bendeki sorun "uyuşukluk" ve "ruh haline göre davranmak" -tabi daha çok uyuşukluk *eheh*-
Fantastik romantik asortik tırtik pırtik romanlar dışındaki kitapları okumayanlar bakmasın abicim psikoloji bu akıllı olun.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Ben de kek yaparım kii~ Hem de çikolu~

Hepsi kardeşimin suçuydu - başlar başlamaz iftiramı atayım da *eheh*- Neyse efenim her şey okuldan gelir gelmez kardeşimin "Abla kek yapalım mııı?" diye yalvaran kedi gözleriyle bakmasıyla başladı. Kaç gündür kek pasta tariflerine bakmasından şüpheleniyordum ama cesaret edeceği aklıma gelmemişti doğrusu. Gaza geldim ben de tabi, "Oluuur" şeklinde bir cevap verdim.
Tarifi kağıda yazdık malzemeleri hazırladık falan, bendeki tecrübe sıfır tabi MasterChef'ten ne kadar bilgi edindiysem hepsini konuşturdum ama *eheh* Tamam ya en azından batırdığım anda sonraya bırakmadan temizleme işini düzgün yaptım :D Bir yandan ağır eleştirilere maruz kaldım bildiğin:
-Ya ablaa öyle mi karıştırılır bırak ya bırak!
-Ya sus 2 dakka sen kendi işine bak karıştırıyoruz işte! >__<"
 Çok güzel anlaşırız ayıptır söylemesi. Neyse konumuz bu değil. En sonunda keki attık fırına yarım saat sıkılmadan kabarışını izledim çokoştu lan <3 Kendi uğraşın olunca daha bir kıymetli daha lezzetli geliyo. Yok kendi yaptığım Bianchi's food-vari yemeklere olan bağışıklığımdan değil tadı cidden bir şeye benzemişti! Çok mutluyum lan!
Bu da yaptığımız kek~ Tam olarak böyle olmadı tabi ama tadı aynıdır diye düşünüyor ben.
Tarifi merak eden olursa tıkırdatsın şuraya.
'Afiyet olshun!'

19 Nisan 2011 Salı

Geometrinin kalleşliği!


"Geometri, matematiğin uzamsal ilişkiler ile ilgilenen alt dalıdır (Eski adı: Hendese). Yunanca Γεωμετρία "Geo" (yer) ve "metro" (ölçüm) birleşiminden türetilmiş bir isimdir.

Geometri, arazi ölçümü sözcüklerinden türetilmiştir. Herodot (i. Ö. 450), Geometrinin başlangıç yerinin Mısır olduğunu kabul eder. Ona göre geometri kavramı Mısır kökenlidir. Sözcüğün kullanımı da Eflatun, Aristo ve Thales’e kadar gider. Yalnız Öklit geometri sözcüğü yerine Elements sözcüğünü yeğlemiştir. Elements sözcüğünün Yunanca karşılığı..."
Blah blah blah... devamı için şuraya tık!
İşin resmi kısmını bi kenara kıştladığımıza göre başlayabilirim. Ben böyle kalleş bi ders görmedim lan! Valla bak. Önce göz kırpar, sırnaşır sevdirir kendini şımarık şey. Sonra bi bakarsın önceden görmediğin yanlarını görürsün! Hatta bazen hiç göremezsin saatlerce nereden çizgi çekeceğimi bulacağım diye eben ağlar, belinin oku çıkar, damlaya damlaya göl olur... neler neler olur...
Hıı bi de şöyle bir şey var ki siz geoyu sevmeye başlarsınız ama hocanız sizden soğutur. Ders işliyorum diye sizi sürekli kandırır ve sınav zamanı geldiğinde bi bakarsınız ki hocanız sizinle çemberlerin dedikodusunu yapmış başka bir şeyi yok yani. Benim hocam mesela tuhaf bi adam. Bi kere tipten kaybediyo zaten -bildiğin yarmagül- ders işlemesi elimize veriyo çarşafları -boyun kadar çalışma kağıtlarını- sınıftaki bilgisayardan açıyo konu anlatımı yapan bi adamcezi ve ders boyunca o adamla dalga geçiyo~ Biz de ne öğreniyoruz? "Hahaha harekete bak ne güzel çizgi çekti." Bu! Sadece bu!
Yarın sınavım var eheh. Ne bok yerim hiç bilmiyorum. Çalışıcam şimdi biraz bakalım yarın bir şeyler yapabilecek miyim? Hayır bütün olay son güne bırakmakta değil tamam mı! Sadece kronik boyutlara ulaşmış bir erteleme hastalığı! -da değil canım eheh o kadar olmadık. Neyse kaçtım ben.

18 Nisan 2011 Pazartesi

Ne zor işmiş lan blog açmak..

 Bilenler bilir valla kaç gündür isim bulacağım diye neler çektiğimi. Bulduklarımızı saymak gibi bir yanlış yapmayacağım zira daha girer girmez blogdan soğumanızı istemem tabi~ Micchiin ve Kiwi'nin son anda vazgeçirmesiyle Color of Pumpkin'den vazgeçmenin burukluğunu yaşıyorum tabi.. Güzel ama lan? Sempatik? DİMİ?!

Pumpkin Pie'a alışmışken bi baktım malın teki çoktan almış zaten! Görürsün lan sen dedim arasına tire attım bi dene; onu da alan varmış iyi mi! Oysaki serviste özel koltuğuma kurulmuş(13 numara boru değil) kara kara düşünürken birden aydınlanma yaşamıştım.. Yine bi tavsiye sonucu 'the' koydum başına ve öyle işte~ Hala içime sinmedi ama alışırım yakında yeaa! Yani umarım. 
Neyse efenim yeni blogum hayırlı olsun ya. Umarım çabuk bıkmam çok heves ettim çünkü :D Yazmak ne güzel şey! Eğitim şart!