Sayfalar

1 Ağustos 2013 Perşembe

Kitaplı oyunlu etkinlik buldum!

Yazın aynı şeyleri yapmaktan bıkkınlık geldi artık. Normalde zevkle yaptığım şeylerin bile batması sinir bozucu. Tabi burada ailemin de payı büyük maalesef, ilgilenme ile yasaklama eylemlerini kardeş sanmalarından ötürü biraz sıkıntılıyım uzun zamandır.
Herneyse, şurada en azından kitap okumayı daha istekli yapmamı sağlayacak bir etkinlik var. Biraz geç gördüğüm için de sadece 2 ayım var, aman! Bi an önce okumaya başlayayım ben ^__^
Listem de şurada dursun şöyle:


Canımın istediği kitap: Dövüş Kulübü/Chuck Palahniuk/215 sayfa/Ayrıntı Yayınları/5 puan
150 sayfadan kısa kitap:Elektra/Sophokles/57 sayfa/İş Bankası Yayınları/5 puan
10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara.
-Renklerden Mor
10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.
-LOTR-İki Kule
15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.
-Ray Bradbury-Fahrenheit 451
15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.
-Jack London- Vahşetin Çağrısı
20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.
-Platon-Diyaloglar
20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara.
-Lydia Brüll- Japon Felsefesi
Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği kitap: Eşekarıları, Kadınlar Savaşı ve Diğer Oyunlar/-Aristophanes-/370 sayfa/İş Bankası Yayınları/20 puan
25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
-Lovecraft-Toplu Eserleri
25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara.
-Bilgesu Erenus olacak büyük ihtimalle henüz edinmedim kitabını ama.
30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara.
-Bukowski olur bu da. Okumadığım bir kitabını bulmak var şimdi de...

25 Temmuz 2013 Perşembe

Söylenecek çok fazla şey vardı "Gezi" konusunda; herkes bir şeyler söyledi, ben de söyledim yeri geldiğinde farklı yerlerden.
Yediğimiz gazlar haricinde ufak bir problemimiz daha var: İletişimsizlik.
Halen daha taraflar birbirlerini algılamakta güçlük çekiyorlar, herkes kendi fikrine uyan kişiler ve yazıları okuyup uymayanlar "Ayh sinirden ellerim titriyo akepeli olanlar lütfen beni silsinler" diyip sonra empati beklediler. Adamlara hakaret etmeden önce karşındakinin fikirlerindeki noksan ve hatalı kısımlara değinsen daima aynı savunma konularıyla karşıma çıkmazlardı belki. Ben yapamadım ama 1 kişi daha kazanırdık belki.(Olaylar süresince ve devamında lise arkadaşlarım dahil çok fazla kişiyle tartışmaya girdim bak kardeşim o öyle değil böyle diyerekten, fakat öyle acıklı cevaplarla karşılaştım ki bir süre sonra mecburen pes etmek zorunda kaldım.)
En basitinden daha geçen gün Ateist bir sayfada karşıt görüşlü birisinin sorduğu "Neden dünyadaki bütün arıların altıgen yaptığını ve altıgen yapmayı onlara kim öğretti peki?" tarzı bir soruyla karşılaştım.
Altındaki cevaplarsa "Kuranda yazmıyor mu ona baksana" "git biraz Darwin oku emek yoksa yemek yok her şeyi biz mi söyleyeceğiz" gibisinden şeylerdi. Ateist değilim, hatta Ateistlerden pek hoşlaşmam genellikle; fazla dogmatikler... Neyse bu başka bir konu.
Beklediğim türden insan gibi cevapsa tee aşağılarda minicik bir yerde kalmış ve soruyu soran vatandaş da insanca teşekkür etmiş cevabı veren kişiye.
Sonraki paylaşımlarsa yine pek acıklı...

Konsepte Aykırı'daki bu yazı bence durumu oldukça özetlemekte(bazı kısımlarına katılmasam da) okumanızı tavsiye ederim, verimli olacağı kanaatindeyim.

8 Nisan 2013 Pazartesi

Yokluk içinde şarap tıpası açma maceramızı anlatmak isterim. İnternette baktık da hep bir yere vurarak açma çabaları var. Yurtta olduğumuzdan malum daha az ses çıkaracak yöntemler geliştirdik, ihtiyacı olan olabilir diye de anlatmak istedim.
Ayakkabı veya yastıkla vurmayı denedik ama sesten ve şişenin kırılma riskinden korktuk açıkçası. Bıçak, çatal gibi aletleri de tıpayı içine kaçırma riskinden dolayı fazla kurcalamadık.
En son ulaştığım yöntem şöyle oldu:
-Önce makasla tıpayı biraz deldim.
-Sonra bi çivi edinip tıpaya tahta tarağı kullanaraktan çaktım.
-Sonra kerpeten niyetine makas kullanarak vidayla birlikte tıpayı kaldırdım.
Bu kadar. Artık siz de tirbüşonsuzlukta şarap zevkinden mahrum kalmayacaksınız, dermişim bi de.
Vize haftası çok çalışıyoruz, ondan bu hallerim..

25 Mart 2013 Pazartesi

Seni rahatsız eden, sürekli peşinde olan düşüncelerden arınmanın en etkili yolu sanırım düşünmeye vakit bulamayacak kadar yoğun olmak.
Yeni kulüplere üye olmak, yeni ortamlarda bulunmak, başkaları için bir şeyler yapmak(kullanılmak değil tabi) ve bencillik etmek istenirse eğer daha önce yapmadığın şeyler yapmak.... daha da uzar gider bu.
Şimdilik hayatım yolunda gidiyor gibi-tabi nakit sıkıntısını saymazsak-
Üst sınıf derslerine girmeye başladım, hatta diğer bölümlerin derslerine de giriyorum denk gelirsem.. Başka başkaa... Ha deli gibi film izliyorum. Önceden bahsettim mi bilmiyorum da(yüksek ihtimal sözünü etmişimdir defalarca) kendime çeşitli listeler hazırladım ve listelerin üstünü çizdiğimde değişik bi haz alıyorum. Tabi istikrarı sağlamak biraz sıkıntılı ama olsun, ben beni böyle kabullendim.
Etrafınızdaki insanlar da sizi kabullenebilecek potansiyele sahip olduklarından işler daha da güzelleşiyor tabi. Önceki öğrenim hayatımda böyle insanlar çok çok azdı. Neyse acıtasyonun sırası değil.

Ha bir şey daha: Eğer ki birisi size karşı bir hata yaparsa, sakın "ben onu değiştiririm" veya "zamanla hatasını anlayacak ve tekrarlamayacak" yanılgısına düşmeyin. Sakın. İnsan ırkının baskın özelliklerindendir değişmemek. o öz, cevher artık herneyse değişmiyor anacım.

Kendine çok iyi bakıyosuun öpüyosun.

28 Şubat 2013 Perşembe

Bugün çok ilginç bi gündü. Neden bilmiyorum ama çok ilginçti. Önce sabah kalktığımda(sabah dediğim de öğlen 1 falan) elime bıçağı aldım ve az daha çok malca bi şekilde kendimi yaralıyodum. Sonra montum yerine bornozu giyip çıkacaktım dışarı. Neyse sağ salim ulaştım okula. 11'deki derse hoca nasılsa ilk hafta girmez diye gitmedim ve ben yokken hoca ders işlemiş. Haftaya gelmeyecekmiş ama, iyi mi? Bir sonraki derse girmek için gitmiştim okula onda da millet tüydüğü için hoca ders işlemedi. Ben de okulda yeni yerler keşfetmeye falan çalıştım.
Bunları da niye anlattım bilmiyorum. İlginç bi gün işte dediğim gibi.
Bu arada kendime okunacak kitaplar ve izlenecek filmlerin listesini hazırladım. Her biri 100 kitap ve filmden oluşuyo bakalım ne zaman bitiririm. Nitekim bahaneyle deli gibi film izliyorum, keşke yurdun interneti de hızlı ve düşmeye meyilli olmayaydı da doya doya, keyif ala ala izleyebilsem...
Bi de kısa süreli(yaklaşık 1 gün) bi çalışma maceram oldu. Ancak hiç de beklediğim gibi olmadığı için girdiğim gibi çıktım işimden. Hem anlaştığımız pozisyonun dışında da işler verdiler hem de bütün gün ayakta ve koşturuyo olmak kartondan bedenimi mahvetti. Haftanın her günü bu eziyeti çekebilmem mümkün değildi. Maaşı falan çok güzeldi ama bununla birlikte parayı harcamaya zaman bulamayacaktım. Çulsuzluk daha cazip geliyo şimdilik.
Hayatında hiç çalışmamış biri olarak direk hard level'dan başlamam iyi olmadı bencesi. Ya da yetenek özürlü bi denyoyum belki de. Kim bilir...
Tıp benim için de bi çare bulacaktır mutlaka...

Fikirler ve değerleri hakkında metodik bir yazı. Ya da onun gibi bir şey..

Geçen gün Karşı Kaldırımdaki ile geçen muhabbetimizin kısacık bi bölümünde 'fikirlerin değerleri' konseptli ufak bi tartışma yaşadık. Birçoğunuzun da arkadaşıma katılacağına eminim ki onun düşüncesi her fikrin değerli olduğu yönündeydi. Maalesef ben buna katılmıyorum. Benim için her fikir değerli değildir ve her fikir saygıyı haketmez. Teknolojiyle birlikte artık çağımızdaki bilgi kirliliği ve bunun getirisi olarak "Beyni yok fikri var"(özet olarak) akımı kaçınılmaz oldu. Her insanın kendine has veya çalıntı fikirleri var ama hepsinin doğruluğu veya insancıl olma kapasitesi meçhul. Kendi fikirlerimiz hatta bizi boşver tarihteki önemli insanların bile fikirlerinin değişime uğraması üzerine örnekler çok. Descartes'ın dediği gibi düşüncelerimiz doğduğumuzdan itibaren özellikle çocukluk evresinde aile ve öğretmenlerimizden korkunç şekilde etkilenir. Saf, kayda değer ve saygı duyulabilinecek fikirlere ulaşmak için yine ben de Descartes gibi bi metot geliştirmeye karar verdim.
-Öncelikle belli bir yaş seviyesine ve olgunluğa ulaşılmış olması gerekli. Herkesin düşüncesini söylemesi için 18'ini geçmesi gerekmiyor elbette ancak gençlik dönemi en kolay etkilenmeye müsait dönemlerden biri ve fikirler kolaylıkla şekil değiştirebiliyor. Maalesef ki ben de bu gruba dahilim.
-Fikri ortaya atan kişinin kaynakları sağlam olması gerekir. Fallar veya takvim yazısı kılıklı kaynaklar, hatta tek başına kutsal kitaplar benim için sağlam kaynak değildir. (Kutsal kitapları katma sebebimi belki başka bir yazıda uzun uzadıya açıklarım. İnançlı kişilerin bunu hakaret olarak algılamasını istemem ki amacım da bu değildir.) Medyayı da sağlam kaynak kategorisine katmakta kararsızım açıkçası.
-Belli bir yaş seviyesiyle birlikte eğitim seviyesi de önemli. Bunu da uzun uzadıya açıklamaya gerek yok sanırım. Ancak şunu da dipnot geçeyim ki her okumuş(!) insanın fikirleri değerli veya ilkokul mezunu bile olmayan kişilerin fikirleri değersiz gibi bi sonuç da çıkmasın. Farklı görüşlerle tanışabilmiş ve tartışabilme fırsatını bulan insanlar her daim daha öndedir.
-Karşımdakinin fikirlerini adamdan saymak için illa benimle aynı fikirde olması gerekli değildir. Hatta tamamen zıt biri de olabilir. Eğer ki ne dediğinin farkında olan biriyse gayet zevkli bi tartışma ortamı da oluşabilir.
-En önemli kriterlerden biri de kesinlikle bi canlıya zarar verme üzerine olmamalıdır. Örneğin sokak hayvanlarının iyiliği için onları zehirleme fikri benim için değersizdir. Veya erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu savunan fikirler vb.


Şimdilik bi kadar yeter herhalde. Aklıma estikçe ekleme yaparım.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Mythos'tan Logos'a giden yoldaki kasis hakkında

Yurttaki çok sevgili(!) oda arkadaşlarıma veda edip 2 kişilik odama geçişimi kutlamak amacıyla birkaç şey çiziktirmek istedim.
Öncelikle "Mythos'tan Logos'a geçiş"te kastettiğim olay mitolojik düşünceden mantıksal düşünmeye, yani olayı olayla açıklama eylemine geçiştir. İlk filozoflardan kabul ettiğimiz Thales'in yaptığı iş budur kısaca. Benim bahsedeceğim olay bu mantıksallığa geçerken insanların hala nasıl tökezleyebildiğidir.
Birkaç hafta önce oda arkadaşlarımdan biri heyecanla elinde yıkadığı mübarek bardaklarla odaya girip "Baykuşun manası nedir?" diye bi soru sordu. "Bilgelik." diye cevap verdim fakat tatmin olmadı. Diğer arkadaşlarına doğru dönüp "Yaa ben hatırlıyorum baykuşun anlamı kötü bir şeydi internetten baksana bi." dedi. Baktı mal mal bakıyoruz ona doğru "Ya bulaşıkları yıkarken süngeri bi sıktım köpük baykuş şeklini aldı kötü bişi olmasııın......"
Yani ne diyebilirsin ki şimdi? Hayır öyle gerizekalı insanlar da değiller ama zihniyet yorumsuz.. Zaten bütün muhabbetleri "erkekler, kim kimle çıkıyor ve Taksim"den ibaret. Abartmıyorum, gerçekten öyle. Arada sırada böyle bilimsel konuşmalar da geçebiliyor tabi: Falcılar, hocalar, eciş bücüş vs.
Bu sadece küçük bir örnek. Kabile kültürlerindeki gibi 2 bağımsız olay peşpeşe gerçekleştiğinde mutlaka bi bağlantı kurma ihtiyacı hissediyo insanlar. Binlerce yıl önce bi kadın düşük yaptığında ve o yıl kuraklık olduğunda kadını cezalandıran zihniyetle şimdiki arasında pek bir fark yok.
Özellikle son zamanlarda moda olan "evrene mesaj gönderme" zımbırtısı da az çok bu meseleyle alakalı diye düşünüyorum. Ki ben nedenselliğe taptığım halde zaman zaman yanılgılar içerisine düşmüyor değilim. Halen daha "şans" olgusunu belli bir nedene bağlayabilmiş değilim çünkü..
Bu tarz zayıf noktaları iyi bilen insanlar da batıl inançların ve burçların yeterince ekmeğini yediler zaten. Yıl olmuş bilmemkaç muhabbetine girmeyeceğim ama "bilimsel bilgi" sözcüğünün hakkını vermenin vakti geldi bence.
Portakal Tanrısı hepinizi korusun!

22 Ocak 2013 Salı

Sevgili Çatkapı Mutluluk,
Sen de kardeşin Çatkapı Hüzün kadar kötüsün. Gerçekten. Hadi süpriz olsun diye diye aniden geliverdin; neden uslu uslu oturmuyorsun? Gerizekalı gibi görünmeme sebep oluyorsun.

3 Ocak 2013 Perşembe

Sevgilimle nasıl seviştim.

Bütün ayrıntıları bu kitabımda anlattım, keyifle okumanız temennisiyle.. Hazır siz okumakla meşgulken ben de rahatlıkla dünyayı kurtarmaya gidebilirim...